Zatürre (Pnömoni)

Zatürre (Pnömoni) akciğerdeki hava keselerinin iltihaplanmasına neden olan bir solunum yolu enfeksiyonudur.
Öksürük, ateş, nefes darlığı en yaygın belirtileridir.
Zatürreye neden olan mikrobun belirlenmesi için balgam kültürü yapılması gerekir.

 

Haberler

2025-2026 Sezonu Grip Vakalarında Erken Başlangıç ve H3N2 Baskınlığı

2025–2026 influenza sezonu, Avrupa’da son yılların en erken başlangıç yapan grip sezonu olarak kayıtlara geçti.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) 20 Kasım 2025 tarihli risk değerlendirmesi, influenza vakalarında “olağan dışı biçimde erken” görülen bu artışın temel nedeninin İnfluenza A(H3N2) alt soy K suşu olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni sezonun erken ve hızlı yükselişi, özellikle son yıllarda H3N2’nin baskın olmaması nedeniyle nüfus bağışıklığının düşük kalmış olmasına bağlanıyor. Bu durum, 2025–2026 sezonunda daha yüksek hastalık yükü olabileceğine işaret ediyor.


H3N2 Yıllar Sonra Yeniden Baskın Suş Oldu

ECDC’nin değerlendirmesine göre, A(H3N2) suşu birkaç sezondur topluluk içinde yaygın bir şekilde dolaşmadığından, toplum bağışıklığı görece düşük seviyede.

Bu durum üç önemli sonuca işaret ediyor:

1. Bağışıklık Açığı Belirgin

Toplumun büyük bölümünde H3N2’ye karşı bağışıklık düzeyi düşük olduğundan, virüsün daha kolay yayılabileceği öngörülüyor.

2. Hastalık Yükünde Artış Beklentisi

H3N2’nin baskın olduğu sezonlarda özellikle yaşlı erişkinler ve kronik hastalığı bulunan kişiler arasında daha yüksek hastane başvuruları görülebiliyor.

3. Erken Başlayan Sezon Sağlık Sistemleri Üzerinde Baskı Yaratabilir

2025–2026 sezonunun olağan takvimin haftalar öncesinde başlaması, sağlık kuruluşlarında acil servis başvurularının erken dönemde artmasına neden oldu.


Yeni Suş Aşıya Karşı Daha Zayıf Antikor Yanıtı Gösteriyor

Birleşik Krallık Sağlık Güvenlik Ajansı (UKHSA), 2025 sonbaharında yayımladığı raporda sezon başından itibaren dolaşan virüslerin büyük bölümünün A(H3N2) alt soy K olduğunu belirtti.

Laboratuvar analizlerine göre:

  • Yeni alt suş, mevcut aşıdaki H3N2 bileşenine karşı azalmış antikor tepkisi gösteriyor.

  • Bu durum, aşı etkinliğinin belirli yaş gruplarında düşmesine yol açabiliyor.

Ancak burada kritik bir nokta var:
Aşı, antikor yanıtı azalsa bile hastalık şiddetini belirgin şekilde azaltmaya devam ediyor.


Aşı Hâlâ Güçlü Koruma Sağlıyor

UKHSA’nın erken dönem aşı etkinliği verilerine göre:

  • Çocuklar ve ergenlerde: %72–75

  • Yetişkinlerde: %30–40

oranında hastalık şiddeti azalıyor.

Bu veriler, aşıların her yıl değişen influenza suşlarına karşı tam uyum göstermese bile ciddi hastalığı, hastane yatışlarını ve komplikasyonları azaltmaya devam ettiğini kanıtlıyor.


2025–2026 Sezonu Neden Önemli?

Bu sezonun diğer sezonlardan ayrılmasının birkaç nedeni var:

✔ Erken başlangıç

Vaka eğrileri normalden haftalar önce yükseldi.

✔ Baskın bir yeni H3N2 alt suşu

Toplum bağışıklığı düşük olduğundan enfeksiyon daha hızlı yayılıyor.

✔ Aşı-antikor uyumunda azalma

Laboratuvar bulguları yeni suşun mevcut aşıya karşı daha düşük yanıt verdiğini gösteriyor.

✔ Hastalık şiddetinin aşı ile azaltılabileceğinin kanıtlanması

Aşı tüm yaş gruplarında komplikasyon riskini düşürmeye devam ediyor.


Kimler Daha Fazla Risk Altında?

H3N2 ağırlıklı sezonlar özellikle:

  • 65 yaş üstü bireyler

  • Astım, KOAH, kalp hastalığı, diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar

  • Bağışıklık yetmezliği olanlar

  • Hamileler

  • 5 yaş altı çocuklar

için daha ağır seyredebilir.

Bu nedenle riskli gruplarda aşılanma oranlarının artırılması, sağlık kurumları tarafından önemle vurgulanıyor.


Sonuç: Erken Başlayan H3N2 Ağırlıklı Sezon Yakından İzlenmeli

ECDC ve UKHSA verileri, 2025–2026 grip sezonunun erken başlaması, H3N2’nin yeniden baskın hale gelmesi ve aşı ile antikor yanıtında gözlenen düşüşe rağmen hastalık şiddetinin azalması gibi kritik bulgular içeriyor.

Bununla birlikte uzmanlar, aşıların hâlâ ciddi hastalık riskini belirgin şekilde düşürdüğünü ve toplum sağlığı açısından önemli bir koruma sağladığını vurguluyor.


Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. 2025–2026 grip sezonu neden erken başladı?

ECDC’ye göre dolaşımdaki baskın suş olan A(H3N2) alt soy K, toplumda bağışıklığın düşük olmasına bağlı olarak daha hızlı yayılıyor. Bu da sezonun olağan dışı erken başlamasına neden oldu.

2. H3N2 alt soy K suşu daha tehlikeli mi?

Daha tehlikeli olduğu kanıtlanmış değil; ancak toplumdaki bağışıklık düzeyi düşük olduğu için daha fazla vaka ve daha yüksek hastalık yükü oluşturabiliyor.

3. Grip aşısı bu sezon etkili mi?

Laboratuvar testlerinde antikor yanıtı düşük olsa da, saha verilerine göre aşı çocuk ve ergenlerde %72–75, yetişkinlerde %30–40 oranında hastalık şiddetini azaltıyor.

4. Aşı olmalı mıyım?

Risk grubunda olan kişiler için aşı önerilmeye devam ediyor. Aşı, ağır hastalık, hastane yatışı ve komplikasyonları önemli ölçüde azaltıyor.

5. Bu sezon hastanelere başvurular artar mı?

Erken başlayan ve H3N2 baskınlığında geçen sezonlarda acil servis başvurularında artış görülmesi beklenen bir durumdur.

2025-2026 Sezonu Grip Vakalarında Erken Başlangıç ve H3N2 Baskınlığı

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), 20 Kasım 2025 tarihli “Risk Değerlendirme raporunda, 2025–2026 sezonu için Avrupa’da influenza vakalarının “olağan dışı biçimde” erken başladığını; bu erken artışın büyük ölçüde İnfluenza A(H3N2) alt soy K suşuna bağlı olduğunu bildirmiştir.

 

Rapora göre, A(H3N2) son birkaç sezonda baskın suş olmadığından, nüfusta bu suşa karşı bağışıklık düzeyinin düşük olabileceği ve  özellikle bu alt suş baskın olduğunda, hastalık yükünün artmasına yol açabileceği öngörülmüştür. (1)

 

Birleşik Krallık Sağlık Güvenlik Ajansı’nın (UKHSA) 2025 sonbaharında yayınladığı raporda, Britanya’da sezonun başından itibaren vakaların büyük kısmının A(H3N2) alt soy K suşuna ait olduğu; yeni suşun laboratuvar testlerinde aşı suşuna karşı “azalmış antikor tepkisi” gösterdiği belirtilmektedir.

Buna rağmen, erken dönemde acil servis başvuruları ve hastane yatışlarına dayanılarak yapılan değerlendirmelerde, aşının çocuklarda ve ergenlerde hâlâ % 72–75, yetişkinlerde ise % 30–40 oranında hastalık şiddetini azalttığı bildirilmektedir. (2)

 

Referanslar;

1) https://www.ecdc.europa.eu/en/publications-data/threat-assessment-brief-assessing-risk-influenza-november-2025

2) https://researchportal.ukhsa.gov.uk/en/publications/early-influenza-virus-characterisation-and-vaccine-effectiveness-/

 

Popüler Bülten

Antibiyotikler Bilinçli Kullanılmalıdır

Antibiyotikler yalnızca bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkilidir.

Gereksiz antibiyotik kullanımı, zamanla bakterilerin direnç geliştirmesine neden olabilir. Bu durum hem tedavi seçeneklerini zorlaştırır hem de toplum sağlığını olumsuz etkiler.

Antibiyotikler ayrıca bağırsak mikrobiyotasındaki yararlı bakterileri de etkileyebilir. Bağırsak florasının dengesinin bozulması; sindirimden bağışıklık fonksiyonlarına kadar pek çok süreç üzerinde değişikliklere yol açabilir.

Bu nedenle enfeksiyon belirtileri yaşayan kişilerin, hekimin değerlendirmesi olmadan antibiyotik kullanmaması önemlidir.

18 Kasım – Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü

 

Haberler

Diyabet Her Yaşta Görülebilir

Diyabet bu yıl, Dünya Sağlık Örgütü “Hayatın Her Döneminde Diyabet (Diabetes Across Life Stages)” temasıyla, diyabetin her yaşta gelişebileceğine ve erken tanının hayati önemine dikkat çekiyor.

Erken tanı ve bilinçli yaşamla diyabetle sağlıklı bir hayat mümkündür.
Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Erken Tanı Testleri
○ Açlık ve Tokluk Kan Şekeri
○ Hemoglobin A1c
○ HOMA-IR İndeksi (İnsülin direnci)
○ OGTT-Oral Glukoz Tolerans Testi (Şeker Yükleme Testi)

14 Kasım Dünya Diyabet Günü

 

Haberler

 

Zona Hastalığı Neden Olur? Zona Bulaşıcı mı? Stres ile Tetiklenir mi?

Herpes zoster (zona), su çiçeği geçirmiş bireylerde bağışıklık zayıfladığında yeniden aktif hale gelen bir enfeksiyondur.

Peki, tam olarak zona hastalığı nedenleri nelerdir, zona bulaşıcı mı, zona nasıl bulaşır ve zona stresle tetiklenir mi, “zona döküntüsü” ne kadar bulaşıcıdır gibi soruların yanıtı nedir?

Zona Hastalığı Nedir?

Zona; Varicella-zoster virüsünün (VZV) yeniden aktive olmasıyla ortaya çıkan, sinir hattı boyunca tek taraflı kırmızı, ağrılı ve içi sıvı dolu kabarcıklara neden olan bir viral enfeksiyondur. Bu virüs, çocuklukta geçirilen su çiçeği sonrası sinir hücreleri içinde uykuda kalır ve yıllar sonra kişinin bağışıklığı zayıfladığında aktif hale gelebilir.

Zona hastalığını gösteren tıbbi illüstrasyon; göğüs bölgesinde sinir hattı boyunca oluşan kırmızı ve içi sıvı dolu kabarcıklar.

Varicella-zoster virüsünün neden olduğu zona hastalığında, sinir hattı boyunca gelişen kabarcıklı döküntüler görülür.

Zona Hastalığı Neden Olur?

 Varicella-Zoster Virüsünün Yeniden Aktivasyonu

Temel neden, su çiçeği geçirildikten sonra sinir köklerinde uykuda kalan Varicella-zoster virüsünün yeniden aktifleşmesidir.

Bağışıklık Sisteminin Zayıflaması ve Yaşlanma

  • Yaşlılık güçlü bir risk faktörüdür; vakaların yaklaşık %70’i 50 yaş üzerindeki bireylerde görülür.
  • Ayrıca, HIV/AIDS, kanser tedavisi, organ nakli sonrası kullanılan immünosüpresif ilaçlar, uzun süreli kortikosteroid kullanımı bağışıklığı baskılar ve virüsün aktive olmasına zemin hazırlar.

Stres, Yorgunluk ve Duygusal Travmalar

Yoğun stres, yorgunluk ve duygusal travmalar bağışıklık sistemini zayıflatarak virüsün aktifleşmesine neden olabilir.

Diğer Tetikleyiciler

  • Diyabet, kalp hastalıkları gibi sistemik hastalıklar
  • Grip ve benzeri enfeksiyonlar
  • Fiziksel travmalar, uykusuzluk, yanlış beslenme vücut direncini düşürerek riski artırır.

Zona Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Zona hastalığı, başlangıçta gribal enfeksiyona benzer genel şikâyetlerle kendini gösterebilir. Ancak ilerleyen süreçte sinir hattı boyunca şiddetli ağrı ile karakteristik döküntüler ve şiddetli ağrı en belirgin bulgular arasında yer alır. Belirtiler genellikle tek taraflıdır ve vücudun sağ veya sol yarısında sınırlı bir alanda ortaya çıkar.

Zona hastalığının belirtilerini gösteren tıbbi illüstrasyon; baş, göğüs, sırt bölgelerinde kızarıklık, ağrı ve kabarcıklı döküntüler.

Zona hastalığında baş, göğüs ve sırt bölgelerinde ağrı, yanma ve kırmızı kabarcıklarla seyreden döküntüler görülür.

Erken Dönem Belirtileri (Prodromal Dönem)

Zona döküntülerinden birkaç gün önce şu şikâyetler görülebilir:

  • Halsizlik, yorgunluk
  • Hafif ateş ve baş ağrısı
  • Işığa hassasiyet
  • Deride karıncalanma, yanma/batma hissi,  kaşıntı ya da aşırı hassasiyet

Deride Ortaya Çıkan Belirtiler

Prodromal dönemi takiben genellikle 2–3 gün içinde tipik zona döküntüleri ortaya çıkar:

  • Kırmızı lekeler: İlk aşamada ciltte kızarıklık ve döküntü görülür.
  • Sıvı dolu kabarcıklar (veziküller): Kısa sürede su çiçeğine benzer, ancak daha lokalize kabarcıklar gelişir.
  • Tek taraflı yerleşim: Lezyonlar genellikle gövdenin bir tarafında, kaburgaların arasında kuşak şeklinde dizilir. Yüz, boyun veya göz çevresinde de görülebilir.
  • Kabuklanma: 7–10 gün içinde veziküller kabuklanarak iyileşmeye başlar.

 Ağrı ve Sinir Tutulumu

Zona hastalığının en karakteristik bulgularından biri, döküntülerle birlikte veya döküntülerden önce hissedilen şiddetli ağrıdır. Bu ağrı şu şekilde tanımlanabilir:

  • Yanıcı, batıcı veya elektrik çarpması tarzında
  • Hafif dokunmayla bile artabilen (allodini)
  • Günlerce veya haftalarca sürebilen sinir ağrısı

Zona Hastalığı Sıkça Sorulan Sorular

Zona Stresle Tetiklenir mi?

Evet, stres zona riskini artırabilir. Özellikle akut ya da kronik stres bağışıklık sistemini zayıflatıp virüsün yeniden aktive olmasına yol açabilir.

Fakat bu bağlantı her bireyde aynı şekilde gözlemlenmeyebilir; araştırmalar farklı sonuçlara işaret etmektedir. Bazı çalışmalar stresli yaşam süren bireylerde zona görülme oranının arttığını bildirirken, bazıları net bir ilişki sunmamıştır.

Zona Hastalığı için Aşılama

Su Çiçeği virüsünün (Varicella zoster) yeniden aktive olmasıyla ortaya çıkan zona, bağışıklık sistemi zayıfladığında daha sık görülür. Aşı, bağışıklık sistemini bu virüse karşı güçlendirerek, hem zonanın oluşmasını önleyebilir hem de gelişmesi durumunda daha hafif atlatılmasına yardımcı olabilir. Özellikle ileri yaş grubundaki bireylerde ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde önerilen bu aşı, uzun vadeli koruma sağlamak için etkili ve güvenli bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Aşılamaya ilişkin uygunluk değerlendirmesi için hekim görüşü alınması önemlidir.

Zona Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Zona hastalığı genellikle klinik muayene ile teşhis edilir; deri üzerinde tek taraflı, ağrılı ve gruplaşmış içi sıvı dolu veziküler döküntülerin varlığı tanı için çoğu zaman yeterlidir. Ancak bazı durumlarda, özellikle döküntü öncesi dönemde ya da atipik klinik tablolar görüldüğünde laboratuvar testleriyle tanının desteklenmesi gerekebilir.

Bu amaçla, hastanın bağışıklık durumunu değerlendirmek üzere,

Varicella zoster virüsüne (VZV) karşı gelişen IgG ve IgM antikorlarının saptandığı serolojik testler kullanılabilir. IgM pozitifliği aktif veya yakın zamanda geçirilmiş enfeksiyonu düşündürürken, IgG pozitifliği daha çok geçirilmiş enfeksiyonu veya bağışıklığı gösterir.

Daha kesin tanı gerektiğinde ise Varicella zoster DNA PCR testi, lezyondan alınan örneklerde virüsün genetik materyalini saptayarak yüksek duyarlılıkla doğrulama sağlar. Özellikle erken evrede, döküntü başlamadan önce ya da immünosuprese bireylerde tanıyı netleştirmek adına PCR testi oldukça değerli bir tanı aracıdır.

Erken teşhis ve erken tedavi, hem hastalığın seyrini hafifletir hem de hastalık sonrası sinir ağrısının devamı (Postherpetik nöralji, PHN) gibi komplikasyonları  önler.

Zona Bulaşıcı mıdır?

Zona doğrudan kişisel temasla zona şeklinde bulaşan bir hastalık değildir.
Ancak zona döküntülerindeki sıvıyla temas eden ve daha önce su çiçeği geçirmemiş ya da aşılanmamış bir kişi “su çiçeği” olabilir.
Bu nedenle aktif döküntü döneminde temas sınırlı tutulmalı ve hijyen önlemlerine dikkat edilmelidir.
Döküntüler tamamen kapanana dek bulaşıcılık devam edebilir, bu süreçte izolasyon ve örtü kullanımı önemlidir.


Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.

D Vitamini: Bağışıklık sistemi, Kas ve Kemik Sağlığı

D vitamini, bağışıklık sisteminin, kas ve kemik sağlığının, hatta ruh halinin dengesinde önemli bir rol oynar. Eksikliği; yorgunluk, kemik ağrıları ve zayıflamış bağışıklık şeklinde kendini gösterebilir.
D vitamini düzeylerinizi takip ederek, sağlığınızı koruyabilir ve yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.

2 Kasım Dünya D Vitamini Günü

Haberler

Hepatoselüler Karsinom (HCC)

Hepatoselüler Karsinom (HCC), karaciğerin en sık görülen kanser türlerinden biridir ve çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerler. Bu da tanının genellikle geç konulmasına neden olabilir.

Gelişmiş biyobelirteçleri bir araya getiren HCC Risk Paneli, kronik karaciğer hastalığı olan kişilerde, karaciğer kanseri riskini daha erken ve kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkânı sunar.

Tek bir kan örneğiyle;
•⁠ ⁠AFP,
•⁠ ⁠AFP-L3,
•⁠ ⁠ve DCP (PIVKA-II) düzeyleri ölçülür.
Bu bilgilerle, yaş ve cinsiyet faktörleri de dikkate alınarak GALAD Skoru hesaplanır.

 

Haberler

Sağlıklı Yaşam İçin İyot

İyot, sağlıklı bir yaşam için küçük ama hayati bir mineraldir. Yetersiz alındığında; zihinsel performans düşer, tiroid sağlığı bozulur, metabolizma yavaşlar ve çocuklarda büyüme-gelişme olumsuz etkilenebilir. Kadınlar, çocuklar ve hamile bireyler bu eksiklikten daha fazla etkilenebilir.

Spot İdrarda İyot Testi ile vücuttaki iyot düzeyi kolayca ölçülebilir; böylece uygun beslenme ve gerekli takviyelerle iyot eksikliği önlenebilir.

 

Haberler