Adenovirüs nedir?
Adenovirüs, çocuklarda ve yetişkinlerde enfeksiyona neden olan, yaygın görülen bir virüs grubudur. En sık olarak üst solunum yolu enfeksiyonları, göz enfeksiyonları (konjonktivit), ishal ve bazı durumlarda alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açar.
Adenovirüs enfeksiyonu belirtileri nelerdir?
Adenovirüs belirtileri, enfeksiyonun etkilediği sisteme göre değişiklik gösterebilir. Ancak en sık görülen belirtiler şunlardır:
Solunum Yolu Belirtileri
Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı
Öksürük
Halsizlik
Adenovirüs enfeksiyonlarında üst solunum yolu belirtileri arasında ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve burun akıntısı görülebilir.
Göz Enfeksiyonu (Adenoviral Konjonktivit)
Gözde kızarıklık
Sulanma
Çapaklanma
Işığa hassasiyet
Sindirim Sistemi Belirtileri
İshal
Karın ağrısı
Bulantı
Kusma
Adenovirüs çocuklarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış olan kişilerde daha ağır seyredebilir.
Adenovirüs kaç gün sürer?
Adenovirüs temasından sonra belirtilerin ortaya çıkması ortalama 2-14 gün arasında değişiklik gösterir. Genellikle grip ve soğuk algınlığına benzer belirtileri 5–7 gün içinde azalırken, kişinin bağışıklık sistemi durumuna göre de hastalık süresi uzayabilir.
Uzun süren ateş veya şiddetli belirtiler durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Adenovirüs bulaşıcı mıdır?
Adenovirüsler, çeşitli yollarla bulaşabilen oldukça yaygın virüslerdir. Bu virus, öksürme ve hapşırma yolu ile havaya yayılan damlacıklar, hasta kişilerin burun ağız salgıları ile doğrudan temas, kirli su/ kontamine gıdaların tüketilmesi ve virüs bulaşmış kirli yüzeylere temas edilmesi yolu ile bulaşabilir.Özellikle kreşler, okullar,kışlalar ve hastaneler gibi insanların toplu olarak bir arada yaşadığı ortamlarda virus hızlıca yayılma eğilimi gösterir.
Adenovirüs öksürük, temas ve ortak kullanılan yüzeyler aracılığıyla kolayca bulaşabilen viral bir enfeksiyondur.
Adenovirüs nasıl teşhis edilir?
Adenovirüs enfeksiyonu klinik bulgular ve bazı laboratuvar testleri ile teşhis edilebilir.
Kullanılan Testler:
Solunumsal Adenovirus antijeni
Adenovirus antijeni dışkıda
Dışkı mikroskobisi
PCR testleri ;
Solunum Yolu Enfeksiyonları Moleküler Paneli ve Gastrointestinal Enfeksiyonlar Moleküler Paneli, adenovirüs dahil çok sayıda etkeni PCR yöntemi ile tek seferde, hızlı ve yüksek duyarlılıkta analiz eder.
Doğru teşhis, gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek açısından son derece önemlidir. Çünkü adenovirüs bir viral enfeksiyondur ve antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir.
Adenovirüs çocuklarda daha mı tehlikelidir?
Adenovirüs çocuklarda daha sık görülür ve özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde daha ağır seyredebilir. Gribal enfeksiyon bulguları dışında bu kişlerde yüksek ateş daha uzun sürebilir, Orta kulak iltihabı gelişebilir, bronşit veya zatürre riski oluşabilir.Bu nedenle çocuklarda uzun süren ateş mutlaka değerlendirilmelidir.
Adenovirüsten Korunma Yolları
Bulaş yolları gözönüne alındığında korunma yöntemleri basit ama etkilidir.Genel hijyen kurallarına uymak, adenovirüs enfeksiyonlarının yayılmasını önlemede temel koruma yöntemidir.
Ellerin sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanması, virüsün vücuda taşınmasını engelleyen en etkili önlemlerden biridir. Gerekirse alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir.
Hasta kişilerin maske kullanımı, öksürük ve hapşırma anında ağız ve burunun kapatılması, kalabalık ve kapalı alanlarda kişilerin maske kullanımı,ve kapalı alanların düzenli olarak havalandırılması, öksürme ve hapşırma ile yayılan damlacıkların bulaşını azaltır.
Havlu, bardak ve telefon gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması, virüsün temas yoluyla yayılmasını sınırlar.
Adenovirüsten korunmak için el hijyenine dikkat edilmesi, hasta kişilerle temastan kaçınılması ve ortak alan temizliği önemlidir.
Aşılama ve İmmünizasyon:
Belirli adenovirüs tiplerine karşı geliştirilen aşılar, özellikle yüksek risk grubuna kişilerde ve kalabalık ortamlarda koruma sağlar.
Adenovirüs ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi
Bağışıklık sistemi güçlü olan bireylerde enfeksiyon daha hafif seyredebilir. Ancak stres, düzensiz uyku ve yetersiz beslenme bağışıklığı zayıflatabilir.
Bağışıklık durumunun değerlendirilmesi ve enfeksiyon sürecinde vücudun verdiği yanıtın izlenmesi, komplikasyon riskini azaltmada önemlidir.
Adenovirüs Nedir? Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Adenovirüs ateşi kaç dereceye kadar çıkar, tehlikeli midir?
Adenovirüs enfeksiyonlarında ateş genellikle 38–40°C arasında seyredebilir. Özellikle çocuklarda 39°C üzeri ateş görülebilir ve bu durum ebeveynlerde ciddi kaygı oluşturabilir.
Ateşin 3 günden uzun sürmesi, ateş düşürücülere yanıt vermemesi veya çocukta halsizlik artışı olması durumunda tıbbi değerlendirme gerekir.
Uzun süren yüksek ateş durumunda mutlaka uzman görüşü alınmalıdır.
Adenovirüs geçtikten sonra öksürük neden devam eder?
Virüs enfeksiyonu sonrasında hava yollarında oluşan hassasiyet nedeniyle öksürük 2–3 hafta daha sürebilir. Bu durum genellikle post-viral öksürük olarak adlandırılır ve çoğu vakada kendiliğinden düzelir.
Ancak nefes darlığı veya hırıltı varsa tıbbı olarak değerlendirme gerekir.
Adenovirüs kuluçka süresi kaç gündür?
Adenovirüs kuluçka süresi genellikle 2–14 gün arasındadır.
Bu süre boyunca kişi belirti göstermeyebilir ancak bulaştırıcı olabilir. Özellikle okul ve kreş ortamlarında bu durum yayılımı artırır.
Adenovirüs olan çocuk okula ne zaman dönebilir?
Çocuklarda ateş tamamen düştükten ve genel durum düzeldikten sonra okula dönüş önerilir.
Erken dönüş hem çocuğun iyileşmesini geciktirebilir hem de bulaş riskini artırabilir.
Adenovirüs kan tahlilinde çıkar mı?
Standart kan testlerinde doğrudan adenovirüs saptanmaz. Ancak burundan alınan örneklerden çalışılan Solunum Yolu Enfeksiyonları Moleküler Paneli ve dışkıdan çalışılan Gastrointestinal Enfeksiyonlar Moleküler Paneli testleri ,PCR yöntemiyle adenoovirüs de dahil bir çok etkeni hızlı ve yüksek hassasiyetle analiz edebilir.
Yüksek CRP veya lökosit değerleri tek başına adenovirüs tanısı koydurmaz.
Adenovirüs tekrar eder mi?
Evet, adenovirüsün birçok farklı tipi vardır.
Bir kişi bir türü geçirdikten sonra o tipe karşı bağışıklık kazanabilir ancak farklı bir adenovirüs türü ile tekrar enfekte olabilir.
Bu nedenle özellikle çocuklarda yılda birden fazla adenovirüs enfeksiyonu görülebilir.
Adenovirüs zatürre yapar mı?
Bağışıklık sistemi zayıf bireylerde veya küçük çocuklarda adenovirüs nadiren alt solunum yolu enfeksiyonuna ve zatürreye yol açabilir.
Uzun süren ateş, nefes darlığı veya hızlı solunum varsa ileri tıbbi değerlendirme gerekir.
Adenovirüs havuzdan bulaşır mı?
Yetersiz klorlanmış havuzlarda adenovirüs bulaşı olabilir. Özellikle yaz aylarında “havuzdan göz enfeksiyonu oldum” şikayetleri artar. Bu nedenle hijyen standartları yüksek tesisler tercih edilmelidir.
Adenovirüs göz enfeksiyonu kalıcı hasar bırakır mı?
Adenoviral konjonktivit genellikle kalıcı hasar bırakmaz.
Ancak nadiren kornea tutulumu gelişebilir ve geçici görme bulanıklığı yaşanabilir. Bu nedenle şiddetli göz ağrısı veya görme değişikliği durumunda göz doktoruna başvurulmalıdır.
Adenovirüs bağışıklığı zayıf kişiler için riskli midir?
Organ nakli hastaları, kemoterapi gören bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerde adenovirüs daha ağır seyredebilir.
Adenovirüs Nedir? Belirtileri ve Bulaşma Yolları
/in Faydalı Bilgilerİçindekiler
Adenovirüs nedir?
Adenovirüs, çocuklarda ve yetişkinlerde enfeksiyona neden olan, yaygın görülen bir virüs grubudur. En sık olarak üst solunum yolu enfeksiyonları, göz enfeksiyonları (konjonktivit), ishal ve bazı durumlarda alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açar.
Adenovirüs enfeksiyonu belirtileri nelerdir?
Adenovirüs belirtileri, enfeksiyonun etkilediği sisteme göre değişiklik gösterebilir. Ancak en sık görülen belirtiler şunlardır:
Solunum Yolu Belirtileri
Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı
Öksürük
Halsizlik
Adenovirüs enfeksiyonlarında üst solunum yolu belirtileri arasında ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve burun akıntısı görülebilir.
Göz Enfeksiyonu (Adenoviral Konjonktivit)
Gözde kızarıklık
Sulanma
Çapaklanma
Işığa hassasiyet
Sindirim Sistemi Belirtileri
İshal
Karın ağrısı
Bulantı
Kusma
Adenovirüs çocuklarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış olan kişilerde daha ağır seyredebilir.
Adenovirüs kaç gün sürer?
Adenovirüs temasından sonra belirtilerin ortaya çıkması ortalama 2-14 gün arasında değişiklik gösterir. Genellikle grip ve soğuk algınlığına benzer belirtileri 5–7 gün içinde azalırken, kişinin bağışıklık sistemi durumuna göre de hastalık süresi uzayabilir.
Uzun süren ateş veya şiddetli belirtiler durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Adenovirüs bulaşıcı mıdır?
Adenovirüsler, çeşitli yollarla bulaşabilen oldukça yaygın virüslerdir. Bu virus, öksürme ve hapşırma yolu ile havaya yayılan damlacıklar, hasta kişilerin burun ağız salgıları ile doğrudan temas, kirli su/ kontamine gıdaların tüketilmesi ve virüs bulaşmış kirli yüzeylere temas edilmesi yolu ile bulaşabilir.Özellikle kreşler, okullar,kışlalar ve hastaneler gibi insanların toplu olarak bir arada yaşadığı ortamlarda virus hızlıca yayılma eğilimi gösterir.
Adenovirüs öksürük, temas ve ortak kullanılan yüzeyler aracılığıyla kolayca bulaşabilen viral bir enfeksiyondur.
Adenovirüs nasıl teşhis edilir?
Adenovirüs enfeksiyonu klinik bulgular ve bazı laboratuvar testleri ile teşhis edilebilir.
Kullanılan Testler:
Solunumsal Adenovirus antijeni
Adenovirus antijeni dışkıda
Dışkı mikroskobisi
PCR testleri ;
Solunum Yolu Enfeksiyonları Moleküler Paneli ve Gastrointestinal Enfeksiyonlar Moleküler Paneli, adenovirüs dahil çok sayıda etkeni PCR yöntemi ile tek seferde, hızlı ve yüksek duyarlılıkta analiz eder.
Doğru teşhis, gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek açısından son derece önemlidir. Çünkü adenovirüs bir viral enfeksiyondur ve antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir.
Adenovirüs çocuklarda daha mı tehlikelidir?
Adenovirüs çocuklarda daha sık görülür ve özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde daha ağır seyredebilir. Gribal enfeksiyon bulguları dışında bu kişlerde yüksek ateş daha uzun sürebilir, Orta kulak iltihabı gelişebilir, bronşit veya zatürre riski oluşabilir.Bu nedenle çocuklarda uzun süren ateş mutlaka değerlendirilmelidir.
Adenovirüsten Korunma Yolları
Bulaş yolları gözönüne alındığında korunma yöntemleri basit ama etkilidir.Genel hijyen kurallarına uymak, adenovirüs enfeksiyonlarının yayılmasını önlemede temel koruma yöntemidir.
Ellerin sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanması, virüsün vücuda taşınmasını engelleyen en etkili önlemlerden biridir. Gerekirse alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir.
Hasta kişilerin maske kullanımı, öksürük ve hapşırma anında ağız ve burunun kapatılması, kalabalık ve kapalı alanlarda kişilerin maske kullanımı,ve kapalı alanların düzenli olarak havalandırılması, öksürme ve hapşırma ile yayılan damlacıkların bulaşını azaltır.
Havlu, bardak ve telefon gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması, virüsün temas yoluyla yayılmasını sınırlar.
Adenovirüsten korunmak için el hijyenine dikkat edilmesi, hasta kişilerle temastan kaçınılması ve ortak alan temizliği önemlidir.
Aşılama ve İmmünizasyon:
Belirli adenovirüs tiplerine karşı geliştirilen aşılar, özellikle yüksek risk grubuna kişilerde ve kalabalık ortamlarda koruma sağlar.
Adenovirüs ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi
Bağışıklık sistemi güçlü olan bireylerde enfeksiyon daha hafif seyredebilir. Ancak stres, düzensiz uyku ve yetersiz beslenme bağışıklığı zayıflatabilir.
Bağışıklık durumunun değerlendirilmesi ve enfeksiyon sürecinde vücudun verdiği yanıtın izlenmesi, komplikasyon riskini azaltmada önemlidir.
Adenovirüs Nedir? Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Adenovirüs ateşi kaç dereceye kadar çıkar, tehlikeli midir?
Adenovirüs enfeksiyonlarında ateş genellikle 38–40°C arasında seyredebilir. Özellikle çocuklarda 39°C üzeri ateş görülebilir ve bu durum ebeveynlerde ciddi kaygı oluşturabilir.
Ateşin 3 günden uzun sürmesi, ateş düşürücülere yanıt vermemesi veya çocukta halsizlik artışı olması durumunda tıbbi değerlendirme gerekir.
Uzun süren yüksek ateş durumunda mutlaka uzman görüşü alınmalıdır.
Adenovirüs geçtikten sonra öksürük neden devam eder?
Virüs enfeksiyonu sonrasında hava yollarında oluşan hassasiyet nedeniyle öksürük 2–3 hafta daha sürebilir. Bu durum genellikle post-viral öksürük olarak adlandırılır ve çoğu vakada kendiliğinden düzelir.
Ancak nefes darlığı veya hırıltı varsa tıbbı olarak değerlendirme gerekir.
Adenovirüs kuluçka süresi kaç gündür?
Adenovirüs kuluçka süresi genellikle 2–14 gün arasındadır.
Bu süre boyunca kişi belirti göstermeyebilir ancak bulaştırıcı olabilir. Özellikle okul ve kreş ortamlarında bu durum yayılımı artırır.
Adenovirüs olan çocuk okula ne zaman dönebilir?
Çocuklarda ateş tamamen düştükten ve genel durum düzeldikten sonra okula dönüş önerilir.
Erken dönüş hem çocuğun iyileşmesini geciktirebilir hem de bulaş riskini artırabilir.
Adenovirüs kan tahlilinde çıkar mı?
Standart kan testlerinde doğrudan adenovirüs saptanmaz. Ancak burundan alınan örneklerden çalışılan Solunum Yolu Enfeksiyonları Moleküler Paneli ve dışkıdan çalışılan Gastrointestinal Enfeksiyonlar Moleküler Paneli testleri ,PCR yöntemiyle adenoovirüs de dahil bir çok etkeni hızlı ve yüksek hassasiyetle analiz edebilir.
Yüksek CRP veya lökosit değerleri tek başına adenovirüs tanısı koydurmaz.
Adenovirüs tekrar eder mi?
Evet, adenovirüsün birçok farklı tipi vardır.
Bir kişi bir türü geçirdikten sonra o tipe karşı bağışıklık kazanabilir ancak farklı bir adenovirüs türü ile tekrar enfekte olabilir.
Bu nedenle özellikle çocuklarda yılda birden fazla adenovirüs enfeksiyonu görülebilir.
Adenovirüs zatürre yapar mı?
Bağışıklık sistemi zayıf bireylerde veya küçük çocuklarda adenovirüs nadiren alt solunum yolu enfeksiyonuna ve zatürreye yol açabilir.
Uzun süren ateş, nefes darlığı veya hızlı solunum varsa ileri tıbbi değerlendirme gerekir.
Adenovirüs havuzdan bulaşır mı?
Yetersiz klorlanmış havuzlarda adenovirüs bulaşı olabilir. Özellikle yaz aylarında “havuzdan göz enfeksiyonu oldum” şikayetleri artar. Bu nedenle hijyen standartları yüksek tesisler tercih edilmelidir.
Adenovirüs göz enfeksiyonu kalıcı hasar bırakır mı?
Adenoviral konjonktivit genellikle kalıcı hasar bırakmaz.
Ancak nadiren kornea tutulumu gelişebilir ve geçici görme bulanıklığı yaşanabilir. Bu nedenle şiddetli göz ağrısı veya görme değişikliği durumunda göz doktoruna başvurulmalıdır.
Adenovirüs bağışıklığı zayıf kişiler için riskli midir?
Organ nakli hastaları, kemoterapi gören bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerde adenovirüs daha ağır seyredebilir.
B12 Eksikliği Belirtileri ve Testi
/in Faydalı Bilgilerİçindekiler
B12 vitamini, insan vücudunda hücre yenilenmesi, sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücresi üretimi için temel bir rol üstlenir. Bu vitaminin yetersizliği, başlangıçta fark edilmesi zor olan ancak zamanla yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle halsizlik, dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve sinir sistemiyle ilişkili şikâyetler, B12 eksikliğinin en sık karşılaşılan işaretleri arasında yer alır.
B12 Vitamini Nedir?
B12 vitamini (kobalamin), suda çözünen vitaminler grubunda yer alır. Vücut tarafından üretilemediği için besinler yoluyla alınması gerekir.
B12 vitamini hücre yenilenmesi ve sinir sistemi sağlığı için önemli rol oynar.
B12 vitamininin temel görevleri:
Kırmızı kan hücrelerinin üretiminde rol oynar
Sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasını destekler
Beyin fonksiyonları ve hafıza süreçlerine katkı sunar
Bu nedenle B12 eksikliği yalnızca fiziksel değil, zihinsel performansı da etkileyebilir.
B12 vitamini hangi besinlerde bulunur?
B12 vitamini daha çok kırmızı et, karaciğer, sakatatlar, tavuk, deniz ürünleri, süt ve süt rürünleri ile yumurta gibi hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur.
B12 Eksikliği Neden Oluşur?
B12 eksikliğinin ortaya çıkmasında birden fazla mekanizma rol oynayabilir. En sık karşılaşılan nedenler şunlardır:
Yetersiz Beslenme
Hayvansal kaynaklı gıdalar B12 açısından zengindir. Vegan veya vejetaryen beslenen kişilerde eksiklik riski artabilir.
Emilim Problemleri
B12 vitamini mide ve ince bağırsakta emilir. Aşağıdaki durumlar emilim bozukluğuna yol açabilir:
Gastrit
Çölyak hastalığı
Bariatrik cerrahi sonrası durumlar
İleri Yaş
Yaş ilerledikçe mide asidi üretimi azalabilir ve B12 emilimi düşebilir.
Bazı İlaçlar
Uzun süre mide koruyucu veya diyabet ilaçları kullanımı B12 emilimini olumsuz etkileyebilir.
B12 Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
B12 eksikliği belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Belirtiler genellikle yavaş gelişir ve erken dönemde gözden kaçabilir.
Fiziksel Belirtiler
Nefes darlığı
Soluk cilt görünümü
Çarpıntı
Baş dönmesi
Nörolojik Belirtiler
Karıncalanma hissi
Denge problemleri
Kas güçsüzlüğü
Zihinsel ve Psikolojik Belirtiler
Dikkat dağınıklığı
Konsantrasyon zorluğu
Ruh hali değişimleri
Sindirim Sistemi Belirtileri
Dil üzerinde yanma hissi
Ağız içinde hassasiyet
Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karışabileceği için kesin değerlendirme mutlaka testlerle yapılmalıdır.
B12 Eksikliği Tanısı Nasıl Konur?
B12 eksikliğinin tanısında temel yöntem kan testidir. Ancak doğru yorumlama için yalnızca tek bir parametreye bakmak yeterli olmayabilir.
Serum B12 Testi
Kandaki B12 vitamini düzeyi ölçülür. Düşük değerler eksiklik ihtimalini gösterir.
Tam Kan Sayımı
Kırmızı kan hücrelerinin boyutu ve sayısı değerlendirilir.
B12 eksikliğinde kırmızı kan hücreleri normalden büyük olabilir. ( makrositoz)
Destekleyici Biyokimyasal Testler
Bazı durumlarda:
Metilmalonik asit (MMA)
değerleri de değerlendirilerek tanı netleştirilebilir. Tanı süreci, belirtiler ve laboratuvar sonuçlarının birlikte değerlendirilmesiyle tamamlanır.
B12 Testi Nasıl Yapılır?
B12 testi aç olarak alınan kan örneği ile yapılır.
B12 Eksikliği Neden Erken Fark Edilmelidir?
Tedavi edilmeyen uzun süreli B12 eksikliği:
Hafıza problemlerine
Yürüme bozukluklarına
İleri düzey kansızlığa
neden olabilir. Bu nedenle belirtiler hafif olsa bile erken değerlendirme önem taşır.
B12 eksikliği tanısı serum B12 ve destekleyici kan testleri ile değerlendirilir.
Kimler B12 Testi Yaptırmayı Düşünmelidir?
Unutkanlık ve odaklanma sorunu olanlar
El-ayakta uyuşma hissedenler
Vegan / vejetaryen beslenenler
50 yaş üzeri bireyler
Mide veya bağırsak hastalığı öyküsü bulunanlar
Bu gruplarda düzenli kontrol, olası eksikliğin erken fark edilmesine yardımcı olur.
Sonuç: B12 Eksikliği Göz Ardı Edilmemelidir
B12 vitamini, vücudun enerji üretiminden sinir sistemine kadar geniş bir etki alanına sahiptir. Eksikliği ise yaşam kalitesini doğrudan etkileyen fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açabilir. Belirtiler farklı sağlık problemleriyle karışabileceğinden, doğru yaklaşım güvenilir laboratuvar testleriyle değerlendirme yapılmasıdır.
Eğer siz de uzun süredir halsizlik, unutkanlık veya el-ayakta uyuşma gibi şikâyetler yaşıyorsanız, B12 vitamini düzeyinizin değerlendirilmesi faydalı olabilir. Güvenilir laboratuvar analizleriyle durumun netleştirilmesi, sağlığınızla ilgili doğru adımları planlamanıza yardımcı olur.
B12 Eksikliği Hakkında – Sıkça Sorulan Sorular
B12 eksikliği kulak çınlaması yapar mı?
B12 vitamini sinir sistemi sağlığında rol oynar. Uzun süreli eksiklik, sinir iletimini etkileyerek bazı kişilerde kulak çınlaması veya uğultu olabilir. Ancak kulak çınlamasının birçok nedeni olduğu için kesin değerlendirme testle yapılmalıdır.
B12 eksikliği baş ağrısı yapar mı?
Evet. B12 eksikliğine bağlı kansızlık ve sinir sistemi etkilenmesi baş ağrısına neden olabilir. Sürekli tekrarlayan baş ağrılarında B12 düzeyinin kontrol edilmesi faydalıdır.
B12 eksikliği kalp çarpıntısı yapar mı?
B12 eksikliği kansızlığa yol açtığında kalp, dokulara yeterli oksijen taşımak için daha hızlı çalışır. Bu durum çarpıntı hissi oluşturabilir.
B12 eksikliği nefes darlığı yapar mı?
Kansızlık geliştiğinde dokulara oksijen taşınması azalır. Bu da efor sırasında nefes darlığı hissine neden olabilir.
B12 eksikliği unutkanlık yapar mı?
B12 vitamini beyin fonksiyonları ve sinir hücreleri için gereklidir. Eksikliğinde dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve zihinsel yorgunluk görülebilir.
B12 eksikliği saç dökülmesi yapar mı?
B12 eksikliği hücre yenilenmesini yavaşlatabilir. Bu durum bazı kişilerde saç dökülmesine eşlik edebilir. Ancak saç dökülmesinin farklı nedenleri de olduğundan değerlendirme testle yapılmalıdır.
B12 eksikliği vücutta ağrı yapar mı?
Sinir iletimindeki bozulmaya bağlı olarak kas ve eklem ağrıları, özellikle sırt ve bacaklarda rahatsızlık hissi görülebilir.
B12 eksikliği el ve ayaklarda uyuşma yapar mı?
Evet. Sinir hücrelerini koruyan miyelin yapısı B12’ye bağımlıdır. Eksiklik durumunda el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülebilir.
B12 eksikliği gözde bulanıklık yapar mı?
İleri düzey B12 eksikliğinde sinir sistemi etkilenebilir. Nadiren görme bulanıklığına eşlik edebilir. Bu durumda mutlaka değerlendirme gerekir.
B12 eksikliği kilo kaybı yapar mı?
İştahsızlık ve sindirim sistemi etkilenmesine bağlı olarak bazı kişilerde kilo kaybı görülebilir.
B12 eksikliği halsizlik yapar mı?
En yaygın belirtidir. Enerji üretimi ve oksijen taşınması azaldığı için sürekli yorgunluk hissi oluşabilir.
B12 eksikliği kulak uğultusu yapar mı?
Sinir sistemi etkilenmesine bağlı olarak bazı bireylerde kulakta uğultu hissi tarif edilebilir. Ancak tek başına tanı koydurmaz.
B12 eksikliği neden olur?
Yetersiz hayvansal gıda tüketimi, mide-bağırsak emilim bozukluğu, ileri yaş ve bazı ilaçlar en sık nedenlerdir.
B12 testi nasıl yapılır?
Koldan alınan kan örneğiyle serum B12 düzeyi ölçülür. Gerekirse destekleyici kan testleriyle tanı netleştirilir.
B12 eksikliği olduğunu nasıl anlarız?
Halsizlik, unutkanlık, uyuşma gibi belirtiler varsa ve risk grubundaysanız kan testi ile net olarak anlaşılır.
Alzheimer Hastalığı Patolojisinin Biyobelirteçlerle Değerlendirilmesi
/in BİLİMSEL BÜLTENLERGıda İntoleransı Testi
/in POPÜLER BÜLTENLEROmega-3 yağ asitleri
/in HaberlerOmega-3 yağ asitleri; anti inflamatuvar özelliği ile inflamasyon ve kronik inflamatuvar hastalıklardan koruyucu olup, beyin sağlığı, kalp fonksiyonları, bağışıklık sistemi ve ruh hali için hayati öneme sahiptir.
Vücut tarafından üretilemeyen bu değerli yağları yeterli almazsak; odaklanma sorunları, yorgunluk, iltihaplanma ve kalp-damar sorunları gibi pek çok problem ortaya çıkabilir.
“Omega-3 yağ asitleri hakkında daha fazla bilgiye profilimizdeki linkten ulaşabilirsiniz.”
Zatürre (Pnömoni)
/in HaberlerZatürre (Pnömoni) akciğerdeki hava keselerinin iltihaplanmasına neden olan bir solunum yolu enfeksiyonudur.
Öksürük, ateş, nefes darlığı en yaygın belirtileridir.
Zatürreye neden olan mikrobun belirlenmesi için balgam kültürü yapılması gerekir.
2025-2026 Sezonu Grip Vakalarında Erken Başlangıç ve H3N2 Baskınlığı
/in Faydalı Bilgilerİçindekiler
2025–2026 influenza sezonu, Avrupa’da son yılların en erken başlangıç yapan grip sezonu olarak kayıtlara geçti.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) 20 Kasım 2025 tarihli risk değerlendirmesi, influenza vakalarında “olağan dışı biçimde erken” görülen bu artışın temel nedeninin İnfluenza A(H3N2) alt soy K suşu olduğunu ortaya koyuyor.
Yeni sezonun erken ve hızlı yükselişi, özellikle son yıllarda H3N2’nin baskın olmaması nedeniyle nüfus bağışıklığının düşük kalmış olmasına bağlanıyor. Bu durum, 2025–2026 sezonunda daha yüksek hastalık yükü olabileceğine işaret ediyor.
H3N2 Yıllar Sonra Yeniden Baskın Suş Oldu
ECDC’nin değerlendirmesine göre, A(H3N2) suşu birkaç sezondur topluluk içinde yaygın bir şekilde dolaşmadığından, toplum bağışıklığı görece düşük seviyede.
Bu durum üç önemli sonuca işaret ediyor:
1. Bağışıklık Açığı Belirgin
Toplumun büyük bölümünde H3N2’ye karşı bağışıklık düzeyi düşük olduğundan, virüsün daha kolay yayılabileceği öngörülüyor.
2. Hastalık Yükünde Artış Beklentisi
H3N2’nin baskın olduğu sezonlarda özellikle yaşlı erişkinler ve kronik hastalığı bulunan kişiler arasında daha yüksek hastane başvuruları görülebiliyor.
3. Erken Başlayan Sezon Sağlık Sistemleri Üzerinde Baskı Yaratabilir
2025–2026 sezonunun olağan takvimin haftalar öncesinde başlaması, sağlık kuruluşlarında acil servis başvurularının erken dönemde artmasına neden oldu.
Yeni Suş Aşıya Karşı Daha Zayıf Antikor Yanıtı Gösteriyor
Birleşik Krallık Sağlık Güvenlik Ajansı (UKHSA), 2025 sonbaharında yayımladığı raporda sezon başından itibaren dolaşan virüslerin büyük bölümünün A(H3N2) alt soy K olduğunu belirtti.
Laboratuvar analizlerine göre:
Yeni alt suş, mevcut aşıdaki H3N2 bileşenine karşı azalmış antikor tepkisi gösteriyor.
Bu durum, aşı etkinliğinin belirli yaş gruplarında düşmesine yol açabiliyor.
Ancak burada kritik bir nokta var:
Aşı, antikor yanıtı azalsa bile hastalık şiddetini belirgin şekilde azaltmaya devam ediyor.
Aşı Hâlâ Güçlü Koruma Sağlıyor
UKHSA’nın erken dönem aşı etkinliği verilerine göre:
Çocuklar ve ergenlerde: %72–75
Yetişkinlerde: %30–40
oranında hastalık şiddeti azalıyor.
Bu veriler, aşıların her yıl değişen influenza suşlarına karşı tam uyum göstermese bile ciddi hastalığı, hastane yatışlarını ve komplikasyonları azaltmaya devam ettiğini kanıtlıyor.
2025–2026 Sezonu Neden Önemli?
Bu sezonun diğer sezonlardan ayrılmasının birkaç nedeni var:
✔ Erken başlangıç
Vaka eğrileri normalden haftalar önce yükseldi.
✔ Baskın bir yeni H3N2 alt suşu
Toplum bağışıklığı düşük olduğundan enfeksiyon daha hızlı yayılıyor.
✔ Aşı-antikor uyumunda azalma
Laboratuvar bulguları yeni suşun mevcut aşıya karşı daha düşük yanıt verdiğini gösteriyor.
✔ Hastalık şiddetinin aşı ile azaltılabileceğinin kanıtlanması
Aşı tüm yaş gruplarında komplikasyon riskini düşürmeye devam ediyor.
Kimler Daha Fazla Risk Altında?
H3N2 ağırlıklı sezonlar özellikle:
65 yaş üstü bireyler
Astım, KOAH, kalp hastalığı, diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar
Bağışıklık yetmezliği olanlar
Hamileler
5 yaş altı çocuklar
için daha ağır seyredebilir.
Bu nedenle riskli gruplarda aşılanma oranlarının artırılması, sağlık kurumları tarafından önemle vurgulanıyor.
Sonuç: Erken Başlayan H3N2 Ağırlıklı Sezon Yakından İzlenmeli
ECDC ve UKHSA verileri, 2025–2026 grip sezonunun erken başlaması, H3N2’nin yeniden baskın hale gelmesi ve aşı ile antikor yanıtında gözlenen düşüşe rağmen hastalık şiddetinin azalması gibi kritik bulgular içeriyor.
Bununla birlikte uzmanlar, aşıların hâlâ ciddi hastalık riskini belirgin şekilde düşürdüğünü ve toplum sağlığı açısından önemli bir koruma sağladığını vurguluyor.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. 2025–2026 grip sezonu neden erken başladı?
ECDC’ye göre dolaşımdaki baskın suş olan A(H3N2) alt soy K, toplumda bağışıklığın düşük olmasına bağlı olarak daha hızlı yayılıyor. Bu da sezonun olağan dışı erken başlamasına neden oldu.
2. H3N2 alt soy K suşu daha tehlikeli mi?
Daha tehlikeli olduğu kanıtlanmış değil; ancak toplumdaki bağışıklık düzeyi düşük olduğu için daha fazla vaka ve daha yüksek hastalık yükü oluşturabiliyor.
3. Grip aşısı bu sezon etkili mi?
Laboratuvar testlerinde antikor yanıtı düşük olsa da, saha verilerine göre aşı çocuk ve ergenlerde %72–75, yetişkinlerde %30–40 oranında hastalık şiddetini azaltıyor.
4. Aşı olmalı mıyım?
Risk grubunda olan kişiler için aşı önerilmeye devam ediyor. Aşı, ağır hastalık, hastane yatışı ve komplikasyonları önemli ölçüde azaltıyor.
5. Bu sezon hastanelere başvurular artar mı?
Erken başlayan ve H3N2 baskınlığında geçen sezonlarda acil servis başvurularında artış görülmesi beklenen bir durumdur.
2025-2026 Sezonu Grip Vakalarında Erken Başlangıç ve H3N2 Baskınlığı
/in POPÜLER BÜLTENLERAvrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), 20 Kasım 2025 tarihli “Risk Değerlendirme raporunda, 2025–2026 sezonu için Avrupa’da influenza vakalarının “olağan dışı biçimde” erken başladığını; bu erken artışın büyük ölçüde İnfluenza A(H3N2) alt soy K suşuna bağlı olduğunu bildirmiştir.
Rapora göre, A(H3N2) son birkaç sezonda baskın suş olmadığından, nüfusta bu suşa karşı bağışıklık düzeyinin düşük olabileceği ve özellikle bu alt suş baskın olduğunda, hastalık yükünün artmasına yol açabileceği öngörülmüştür. (1)
Birleşik Krallık Sağlık Güvenlik Ajansı’nın (UKHSA) 2025 sonbaharında yayınladığı raporda, Britanya’da sezonun başından itibaren vakaların büyük kısmının A(H3N2) alt soy K suşuna ait olduğu; yeni suşun laboratuvar testlerinde aşı suşuna karşı “azalmış antikor tepkisi” gösterdiği belirtilmektedir.
Buna rağmen, erken dönemde acil servis başvuruları ve hastane yatışlarına dayanılarak yapılan değerlendirmelerde, aşının çocuklarda ve ergenlerde hâlâ % 72–75, yetişkinlerde ise % 30–40 oranında hastalık şiddetini azalttığı bildirilmektedir. (2)
Referanslar;
1) https://www.ecdc.europa.eu/en/publications-data/threat-assessment-brief-assessing-risk-influenza-november-2025
2) https://researchportal.ukhsa.gov.uk/en/publications/early-influenza-virus-characterisation-and-vaccine-effectiveness-/
STOCKHOLM3 TEST Prostat Kanseri Risk Değerlendirme Testi
/in BİLİMSEL BÜLTENLERAntibiyotikler Bilinçli Kullanılmalıdır
/in HaberlerAntibiyotikler yalnızca bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkilidir.
Gereksiz antibiyotik kullanımı, zamanla bakterilerin direnç geliştirmesine neden olabilir. Bu durum hem tedavi seçeneklerini zorlaştırır hem de toplum sağlığını olumsuz etkiler.
Antibiyotikler ayrıca bağırsak mikrobiyotasındaki yararlı bakterileri de etkileyebilir. Bağırsak florasının dengesinin bozulması; sindirimden bağışıklık fonksiyonlarına kadar pek çok süreç üzerinde değişikliklere yol açabilir.
Bu nedenle enfeksiyon belirtileri yaşayan kişilerin, hekimin değerlendirmesi olmadan antibiyotik kullanmaması önemlidir.
18 Kasım – Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü