HPV (Insan Papilloma Virüsü)

 

 

HPV (Insan Papilloma Virüsü) Nedir?
HPV cinsel yolla bulaşan ve çoğunlukla genital bölge siğillerine neden olan bir virüstür. Rahim ağzı kanserinin başlıca nedeni olmakla birlikte HPV, kadın ve erkeklerde cinsel organ ve ağız boşluğu kanserlerine de neden olurlar. HPV virüsünün 200’den fazla çeşidi vardır ve
bunlardan yaklaşık 40 tanesi genital bölge siğilleri ile ilişkilidir.

HPV Nasıl Bulaşır?
HPV cinsel yolla direkt temas ile bulaşır. Daha az olarak normal doğum sırasında anneden bebeğe geçebilir. Prezervatif HPV’de tam koruma sağlayamamaktadır. Cinsel yaşamın erken yaşta başlaması, çok eşlilik gibi diğer risk faktörlerinin de virüsle karşılaşma oranını artırdığı bilinmektedir.

HPV Belirtileri Nelerdir?
Her HPV enfeksiyonu başlangıçta belirti vermeyebilir. En sık görülen belirti virüs bulaştıktan 2-6 ay sonra ortaya çıkan genital bölgedeki siğillerdir. HPV’ye bağlı siğiller rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve penis kanserine neden olabilmektedir.

HPV – Rahim Ağzı Kanseri İlişkisi
Günümüzde rahim ağzı kanserinin %99.9’unun HPV ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Yüksek riskli grupta yer alan HPV genotipleri, vajina,
vulva, anüs, penis ve rahim ağzı kanserine neden olurlar.

 

İlerlemiş rahim ağzı kanserinin belirtileri:
● Cinsel ilişki sırasında ağrı
● Kasık bölgesinde ağrı
● Vajinadan olağan dışı akıntı
● Cinsel ilişki sonrası kanama

HPV Nasıl Teşhis Edilir?
Kadınların rutin jinekolojik kontrollerini aksatmamaları çok önemlidir. Tarama testleri ile rahim ağzı kanserinin erken dönemde tespit edilmesi ve kanser öncüsü hücrelerin tedavi edilmesi mümkün olmaktadır. Ulusal Kanser Tarama Standartlarına göre 30-65 yaş arasındaki her kadın 5 yılda 1 kez HPV ve Pap-smear taraması yaptırmalıdır. Bunun dışında, Pap-smear test sonucunun anormal gelmesi; ASCUS denilen kanser öncesi lezyonların görüldüğü durumlarda HPV genotiplendirme testi önerilmektedir.

 

HPV Genotiplendirme Testi
HPV Genotiplendirme Testi hastalık bulunan bölgeden alınan sürüntü örneğinden, virüsün DNA parçalarının aranması işlemidir. HPV Genotiplendirme Testi ile doktorun tercihine göre yüksek ve düşük riskli 28 tip ya da sadece yüksek riskli 14 tip saptanabilmektedir.

 

GÜNEŞLE GELEN SAĞLIK D VİTAMİNİ

D VİTAMİNİ NEDİR?
D Vitamini, vücutta iskelet sisteminin gelişimi, sinir sisteminin çalışması ve bağışıklık sisteminin sağlıklı devamı için gerekli bir vitamindir. Vücutta aktif olarak kullanılabilmesi için güneş ısınına ihtiyaç duyulan ve özellikle çocuklarda büyüme için mutlaka yeterli miktarda alınması gereken bir vitamindir.

D VİTAMİNİ NASIL ALINIR?
Bazı vitaminler vücut tarafından üretilebilirken bazı vitaminlerin dışarıdan alınması gerekir. D Vitaminin de ~%90’ı cildimiz güneş ısığı aldığında vücudumuz tarafından üretilir. Eksikliği durumunda dışarıdan takviye edilmesi gerekir.

Vücudumuz tarafından üretilen D Vitamini depolanır ve kışın yeterli güneş alınamayan durumlarda depodan kullanılır. Güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saatlerinde her gün 10-15 dakika güneşlenmek D Vitamini sentezi için yeterlidir. Ultraviyole ısınları cam ve plastikten geçemediği için güneş ışınları doğrudan cildimizin üzerine düşmelidir.

D Vitamininin diğer %10’luk kısmı ise besinler ile sağlanır.

D VİTAMİNİ HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

D vitamini sıklıkla Somon, Uskumru gibi yağlı balıklarda bulunur. Bazı besinlerin içerdiği D vitamini değerleri Uluslararası ünite (IU) olarak Tabloda verilmiştir.

 

GÜNLÜK D VİTAMİNİ İHTİYACI NEDİR?
D Vitamini eksikliği tanısı olan ve takviye kullanan kişilerin 6 ayda bir vitamin ve kalsiyum düzeyini kontrol ettirmeleri gerekir. Yüksek dozda kullanılan D Vitamini takviyesi toksik etki oluşturabileceği için, hekim kontrolünde alınması ve en uygun dozun belirlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

 

●D Vitamini eksikliğinde birçok organda bozukluk oluşabilmektedir. En dramatik etki kemiklerde görülür. Kemik sertleşmesi (mineralizasyonu) bozulur ve büyüme çağındaki çocuklarda rasitizm (rikets), yetişkinlerde osteomalazi olarak adlandırılan kemiğin yumuşaması ve osteoporoza (kemik erimesi) neden olur. Kemik yapımındaki bu bozukluk çocukta boy kısalığı, kemik eğrilikleri ve ağrılarına yol açar. Ayrıca, çocuklarda dişler geç çıkar. Osteoporoz kadınlarda ve erkeklerde kemik kırılmalarına sebep olur.

●D Vitamini eksikliği; İnsülin direnci oluşmasına, diyabet ve kalp damar hastalıkları riskini artırması gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

●D Vitamini eksikliği kanser oluşumunu tetikleyebilir. Pek çok bilimsel çalışma, güneş ısığının prostat, kolon, rektal, meme ve yumurtalık kanserine karsı koruyucu etkisi olduğunu göstermektedir.

Parkinson ve Multiple Skleroz (MS) hastalığına yakalanma riskini artırdığını gösteren çalışmalar da vardır.

●D Vitaminin yararlı etkilerinin en önemlisi bağışıklık sistemimizi koruyup güçlendirmesidir.

●D Vitamini, COVID-19 hastalığında gözlemlenen sitokin fırtınasını azaltarak hücresel bağışıklığı desteklemektedir.

●Bilimsel yayınlarda, düşük D Vitamini seviyesinin COVID–19’a yakalanma riskini arttırdığı ve hastalığın ağır seyretmesine neden olduğu gösterilmiştir.

 

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ TANISI NASIL KONUR?
D Vitamini kan düzeylerini belirlemek için, yarı ömrü 2-3 hafta olan, hem dışarıdan alımını hem de vücut içerisindeki üretimini gösteren 25-Hidroksi vitamin D testine bakılmalıdır.

D Vitamini ölçümü vitaminin bazı yapısal özellikleri ve kanda çok düşük konsantrasyonlarda bulunabilmesi sebebiyle bir takım zorluklar içermektedir.

D Vitamini ölçümünde altın standart olarak kabul edilen yöntem LC MS-MS’ dir. (Likit Kromatografi–Tandem Kütle Spektro- metresi).

Laboratuvarımızda LC MS-MS yöntemi ile her gün D Vitamini çalışılmaktadır.

 

 

 

ALCAT TEST: LÖKOSİT AKTİVASYON TEST

ALCAT test ile kişiye özel inflamasyon yaratan gıdalar ve
kimyasallar tespit edilip, elimine edildiğinde bağışıklığın ve
sağlığın optimize edilmesi mümkündür.

 

ALCAT TEST NEDİR?

Gıdalar, gluten, kazein, candida, gıda katkı ve boya maddeleri, bitkisel ve kimyasal ilaçlara karşı vücudun verdiği doğal bağışıklık yanıtını ölçen bir testtir.
Kişiye özel kronik inflamasyon yaratan gıdaları ve kimyasalları tespit ederek, özel eliminasyon programı sunar.

“ALCAT” doğruluğu ve etkinliği Yale Üniversitesi
tarafından bilimsel olarak kanıtlanmış bir testtir.
Prof.W.Z. Mehal, MD. PhD.

 

KRONİK İNFLAMASYON NEDİR?
Kronik inflamasyon; vücudumuzda sessiz seyreden sürekli iltihaplanma durumudur. Bağışıklık sistemi dışarıdan gelen mikroplarla birlikte gıda ve kimyasallara tepki verir. Bu durum uzun sürerse kronik inflamasyona neden olabilir.

KRONİK İNFLAMATUVAR HASTALIKLAR NELERDİR?
• Inflamatuvar Bağırsak Hastalıkları, Ülseratif kolit, Crohn, Irritabl (huzursuz) Bağırsak Sendromu (IBS), Çölyak olmayan gluten duyarlılığı (NCGE)
• Fibromiyalji (kaslarda yaygın ağrı), kronik yorgunluk
• Artrit
• Obezite
• Diyabet
• Ateroskleroz (damar sertligi)
• Gastrit, Reflü
• Alerji, Astım, Egzama, Ürtiker
• Depresyon, Alzheimer, Parkinson
• Otoimmun hastalıklar: Hasimato, Romatoid Artrit (RA),
Sedef, Lupus (SLE), Çölyak, Multiple Skleroz (MS), Akne
rosacea (gül hastalığı)
• Kanserler

 

ALCAT Test, çölyak olmayan gluten duyarlılığını
(NCGE) ölçen tek testtir.

 

ALCAT TESTİN SAĞLIĞIMIZA KATKILARI NELERDİR?
• Kilo kontrolü
• Inflamasyon kontrolü
• Bağışıklığın güçlenmesi
• Sağlıklı yaşam
• Günlük performansa olumlu etki

ALCAT TEST KİMLERE ÖNERİLİR?
Kronik inflamasyon birçok farklı şikayete neden olabilir. Aşağıdaki gibi veya benzeri şikayeti olanlar ALCAT test yaptırabilirler.
• Sindirim sistemi: İshal, kabızlık, gaz, gastrit ve reflü şikayetleri
• Metabolizma: Kilo verme sorunları, insülin direnci, şişkinlik
• Cilt: Kasıntı, döküntü, sivilce, egzama, sedef
• Kas iskelet sistemi: Fibromiyalji, ağrılı katı eklemler, artrit, tendinit.
• Solunum sistemi: Kronik öksürük, astım, geniz akıntısı, faranjit, sinüzit, alerji
• Sinir sistemi: Kronik yorgunluk, baş ağrısı, migren, bilişsel bozukluklar
• Bağışıklık Sistemi: Sık enfeksiyon şikayetleri

 

ALCAT TEST SONUÇLARINIZ NASIL RAPORLANIR?
Sonuçlar, bağışıklık hücrelerinizin verdiği yanıt göz önüne alınarak sınıflandırılır. Renklendirilmiş özel rapor formatı sayesinde hangi maddelerin size iyi geldiğini hangilerinin gelmediğini kolaylıkla anlayabilirsiniz. Önerilen diyet programı şikayetlerinizin azalması veya ortadan kalkmasını sağlayabilir.

KİŞİYE ÖZEL BESLENME PROGRAMI
Kaçınılacak gıda listesinin yanı sıra tüketilebilecek gıdalar bir rotasyon diyet listesi halinde önerilir.

 

 

ALCAT TESTİN DİĞER GIDA İNTOLERANS TESTLERİNDEN FARKI NEDİR?
• ALCAT test doğal bağışıklık hücrelerinin yanıtını ölçer. Çünkü gıdalara ve kimyasallara karşı ilk reaksiyon doğal bağışıklık hücre yanıtıdır.
• Bazı gıda duyarlılık testleri ise vücudun sonradan kazanılmış bağışıklık yanıtını ölçer. Doğruluğu ve yararları bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.
• Birçok gıda intolerans testi gıdaya karşı gelişen IgG antikoru düzeylerini ölçer ve bunlar koruyucu antikordur. Gıdaya karşı gelişen olumsuz bağışıklık yanıtını göstermez.

LITERATÜRLER
1.A leukocyte activation test identifies food items which induce release of DNA by innate immune peripheral blood leucocytesIrma Garcia-Martinez, Theresa R. Weiss, Muhammad N. Yousaf, Ather Ali,and Wajahat Z. Mehal Nutr Metab (Lond). 2018; 15: 26. doi: 10.1186/s12986-018-0260-4 PMCID: PMC5896029 PMID: 29651299
2.Alcat Test Identifies Food Intolerance in Patients with Gastrointestinal Symptoms Berardi et al. Study presented at the XXVIII Congress of the European Academy of Allergy & Clinical Clinical Immunology, 6-10, Warsaw, Poland, June 2009,. Published in the European Journal of Allergy and Clinical Immunology, Supplement 90, Volume 64, 2009, pg. 490.
3.A Comparison of the Alcat Test for Food Reactions Amongst 2 Population Sub-GroupsDr. DH Sandberg and Dr. MJ Pasula,45th Annual Congress of the American College of Allergy and Immunology, Los Angeles, CA November 12-16, 1998, published in the Annals of Allergy.
4.Efficacy of individualised diets in patients with irritable bowel syndrome: a randomised controlled trial Ather Ali, Theresa R Weiss, Douglas McKee, Alisa Scherban, Sumiya Khan, Maxine R Fields, Damian Apollo, Wajahat Z Mehal

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI BİR ORGAN GİBİ DAVRANIYOR

MİKROBİYOTA NEDİR?

İnsan vücudu, çoğunluğunu bakterilerin oluşturduğu mantar, virüs ve diğer tek hücrelileri içeren çeşitli mikroorganizmaları barındırır. Bu mikroorganizmalara “Mikrobiyota” denilmektedir.

İnsan vücudundaki mikroorganizmaların büyük çoğunluğu, başta bağırsak olmak üzere deri, üreme organları ve solunum sisteminde bulunur. Bağırsaklarımız, vücudumuzdaki en yoğun ve en çeşitli mikroorganizma topluluğunu barındırmaktadır.

MİKROBİYOTA NE İŞE YARAR?

Bağırsak mikrobiyotası fizyolojik, metabolik fonksiyonlar ve bağışıklık sistemimiz üzerinde oldukça aktif ve karmaşık görevler üstlenmektedir.

Yararlı bağırsak bakterileri;

  • Ortamı asit hale getirirler, hastalık yapıcı zararlı bakterilerin çoğalmasına, engel olurlar.
  • Kalsiyum, magnezyum, demir ve çeşitli minerallerin vücuda emiliminde önemli rol oynarlar.
  • B1, B2, B6, B12 ve K vitaminlerinin üretim ve emilimine katkıda bulunurlar.
  • Bağışıklık sisteminin oluşumu ve gelişimine katkıda bulunur ve hayat boyu işleyişinde rol oynarlar.

 

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  • Doğum şekli
  • Anne sütü alımı
  • Antibiyotik, mide asidini düşüren ilaç vb kullanımı
  • Çevresel faktörler (hava kirliliği, metaller, boyalar vb)
  • Stres
  • Kronik sindirim sistemi hastalıkları
  • Beslenme
  • Genetik faktörler
  • Yaşanılan coğrafi mikrobiyota

BOZULMUŞ BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI İLE İLİŞKİLİ HASTALIKLAR

  • Diyabet, obezite, metabolik sendrom
  • Alerjik hastalıklar (rinit, astım, atopik egzama)
  • Fonksiyonel bağırsak hastalıkları (irritabl bağırsak sendromu, infantil kolik)
  • İnflamatuvar bağırsak hastalığı, kolit
  • Otizm, depresyon, anksiyete
  • Romatoid artrit, alkolik olmayan karaciğer yağlanması
  • Kalp damar hastalıkları
  • Kolon kanseri

BAĞIRSAK MİKROBİYOTA İÇERİĞİ NASIL SAPTANIR?

Bakterilerin karakteristik özellikleri genlerinde kodlanmıştır. Dışkı örneğinde, yeni geliştirilmiş çok hassas bir yöntemle (DNA sekanslama) bakteri genleri saptanarak bağırsak mikrobiyotasını oluşturan bakterilerin tanımlanması mümkün olabilmektedir.

 

 

BAĞIRSAK MİKROBİYOTA İÇERİĞİNİN BİLİNMESİNİN SAĞLIĞIMIZA KATKISI

Sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarı sağlıklı bir bağırsak yapısıdır. Parmak izi kadar kişiye özel olan bağırsak mikrobiyota durumunun bilinmesinde sayısız yarar vardır.

Mikrobiyota analizi ile kişiye özel tedavi yaklaşımları mümkün olmakta, artmış ya da azalmış bakterilerin varlığına göre diyet düzenlemesi, uygun probiyotik ve prebiyotiklerin kullanımı gibi çözümler önerilebilmektedir.

HORMON METABOLİZMA PANELİ

 

  • Hormonal denge sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Hormon Metabolizma Paneli: Östrojen, Progesteron, Testosteron, DHEA, Kortizon, Aldosteron, Melatonin gibi her biri farklı özelliklere sahip hormonları ve onların metabolizma ürünlerini inceleyen bir test grubudur.
  • Hormonlar görevlerini tamamladıktan sonra karaciğere giderek vücuttan uzaklaştırılma sürecine girerler. Bu aşamada bazı sorunlar çıkabilir, metabolizma ürünleri ve toksik maddeler vücutta birikebilir. Sonuç olarak bazı yakınmalar ve hastalık tabloları ortaya çıkabilir.
  • Hormon Metabolizma Paneli test sonuçları, vücudumuzdaki hormonların işlevlerini tamamladıktan sonra vücuttan gerektiği şekilde atılıp atılmadığını göstermektedir. Sağlıklı Yaşam adına önemli bir göstergedir.
  • Hormonlar olması gerektiği şekilde metabolize edilemediği zaman kişinin çeşitli hastalık riskleriyle karşı karşıya kalmasına neden olabileceği gibi karsinojen nitelik de kazanabilirler.

 

STEROİD HORMON METABOLİZMASI

 

VÜCUDUMUZDA HORMON METABOLİZMASI

  • Hormonların metabolize olmaları ve vücuttan atılma yolları bazı durumlarda değişebilir. Örneğin vücudumuz stresle basa çıkmak için fazla kortizol salgılayabilir ve sonuç olarak cinsiyet hormonlarının üretimi azalabilir.
  • Aşırı katı yağ içeren gıdaların tüketimi, vitamin eksikliği, dengesiz beslenme nedeniyle de hormonların zararlı metabolizma ürünleri oluşabilir. Metaller, metabolizma ürünlerinin oluşumunda rol alan enzimlerin genetik bozukluğu, gibi birçok faktör bu süreçleri etkilemektedir.
  • Hormon metabolizma ürününün toksik nitelikte olup olmadığı, vücutta birikip birikmediği, etki düzeyi, neden artıp neden azaldığı, Hormon Metabolizma Paneli test sonuçları ile anlaşılmaktadır.

HORMON METABOLİZMA PANELİNİN ÖNEMİ

  • Hormonların kan seviyelerinin yanı sıra metabolizma ürün düzeylerinin ölçülmesi, kişinin risklerini daha kapsamlı biçimde belirlemek açısından çok önemlidir.
  • Hormon Metabolizma Testleri, günün belirli saatlerinde toplanan dört farklı idrar örneğinde çalışılmaktadır. Bu örneklerde hormonlar ile birlikte kanda saptanması mümkün olmayan, idrarla atılan, çok düşük düzeylerdeki hormon metabolizma ürünleri de analiz edilmektedir.
  • Test sonuçları vücudumuzun strese karsı verdiği kortizol hormonu yanıtını da göstermektedir.
  • Hormonların yanı sıra Bisfenol A (BPA) düzeyleri de analiz edilmektedir. BPA, yiyecek ve içeceklerin ambalajlarında bulunan kimyasal bir bileşiktir. Gıda ve içecekler yoluyla vücuda giren BPA’nın hormonların fonksiyonuna, salgılanmasına, taşınmasına, zararlı etkileri olduğu kanıtlanmıştır.

 

HORMON METABOLİZMA PANELİNİ YAPTIRMAYI NE ZAMAN DÜŞÜNMELİYİZ?

  • Ailede meme ya da prostat kanseri gibi hormona bağlı kanser öyküsü varsa,
  • Kilo alımı, uykusuzluk,
  • İnsülin direnci, bel çevresi kalınlaşması, aşırı tatlı veya tuzlu yeme isteği,
  • Kemik kas ağrıları,
  • Depresyon,
  • Aşırı saç dökülmesi, aşırı kıllanma, akne,
  • Adet düzensizlikleri,
  • Gece terlemeleri, sıcak basmaları,
  • Menopoz belirtileri varsa ve hormon tedavisine başlanacaksa,
    Hormon Metabolizma Paneli size yol gösterecektir.

COVID-19 Sayısal (Kantitatif) IgG Antikor Testi

COVID-19 Sayısal (Kantitatif) IgG Antikor Testi

Antikor nedir?

  • Antikorlar, bağışıklık sisteminin tehditleri tanımlamasına ve ortadan kaldırmasına yardımcı olan proteinlerdir.
  • Hastalık ya da aşı sonrası, vücudumuz enfeksiyonlara karşı korunmak için antikor üretir.

PCR ve Antikor testleri arasındaki farklar nelerdir?

  • Antikor testi, vücudun COVID-19 virüsüne karşı oluşan doğal bağışıklık yanıtını ve aşı kaynaklı oluşacak bağışıklık düzeyinin tespit edilmesini sağlar.
  • PCR testi, virüse ait RNA’yı (genetik materyalini) gösteren bir moleküler tanı testidir. Pozitif PCR sonucu, örnek alındığı anda virüsün var olduğu anlamına gelir.

COVID-19 bağışıklığında hangi Antikora bakılır?

  • Virüsün spike proteinine karşı oluşan IgG bağışıklık antikorunun sayısal ölçümü, kişinin bağışıklık yanıtını değerlendirmede daha değerlidir.
  • Kullanılan aşılar spike proteinine karşı antikor cevabın oluşturulmasını amaçlar.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor testi ne zaman yaptırılmalıdır?

  • Antikor başlangıcı, genellikle hastalık başlangıcını takiben 15 gün sonra saptanabilir olur.
  • Aşı sonrası bağışıklık yanıtını değerlendirmek için doz aşıdan 21 gün sonra kullanılır.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor testi güvenilir midir?

  • IgG antikorları, güvenilir bir yöntem olan kemilüminesans mikropartikül immunoassay CMIA yöntemi ile sayısal olarak saptanmaktadır.
  • Bu yöntemle yapılan testler % 99,60 yüksek klinik özgüllüğe ve % 99,94 duyarlılığa sahiptir.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor testi nasıl yapılır?

  • Antikor testi kan örneğinden çalışılmaktadır.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor testinin sonucu ne zaman çıkar?

  • Antikor testi 24 saat içerisinde sonuçlanmaktadır.

Sonuçlar nasıl yorumlanır?

  • Anti SARS CoV 2 IgG Antikoru < 50 AU/mL için negatif
    Anti SARS CoV 2 IgG Antikoru  ≥ 50 AU/mL için pozitif olarak yorumlanır.
  • Antikor testi bağışıklık sistemimizin aşıya ya da virüse karşı antikor yanıtı verip vermediğini veya ne düzeyde verdiğini gösterir.
  • Aşı olmamış kişilerde IgG antikorunun varlığı, kişinin hastalığı geçirip iyileşmiş ve muhtemelen bağışıklık geliştirmiş olduğu anlamına gelir.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor testi neden önemlidir?

  • COVID-19 aşısına karşı gelişen bağışıklık yanıtının belirlenmesinde kullanılabilir.
  • Enfeksiyon geçirmiş kişilerin bağışıklık düzeyleri değerlendirilebilir.
  • Bağışıklığı olan kişiler, antikor ihtiyacı olan ağır hastalar için plazma bağışında bulunarak tedaviye katkı sağlayabilirler.

Aşı veya hastalık sonrası IgG antikoru oluşmayabilir mi?

  • Hızlı testler dışındaki yöntemler ile bakılan antikor yanıtları, yeterli düzeyde antikor oluşmuş ise yüksek bir saptama oranına sahiptirler.
  • Sonucun negatif çıkmasının nedeni, kişinin bağışıklık yanıtı ile ilgilidir ve antikor yanıtı oluşmayabilir/ oluşup kısa sürede düşebilir/ yeterli düzeyde oluşmayabilir.

Enfeksiyon geçirmek kişiyi yeni hastalıktan korur mu?

  • COVID-19 virüsüne karşı oluşan antikorların bizi yeni enfeksiyondan koruyup koruyamayacağı henüz bilimsel olarak net değildir.
  • Aşı sonrası ya da enfeksiyonu geçirdikten sonra ölçülen hiçbir antikor düzeyi bize COVID-19’a karşı ne derece korunmamız olduğunu kesin olarak söyleyemez.

 

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testi yaptırabileceğiniz 17 şubemizin bilgilerine ulaşmak için tıklayınız.

COVID-19 – Yeni Koronavirüs Hastalığı

COVID-19 virüsü, hasta bireylerden öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların kontamine ettiği yüzeylerden (göz, ağız, burun mukozasına temasla) bulaşabilir.

Kabul edilen kuluçka süresi  2-14 gün arasındadır.

En sık görülen belirtiler ateş, öksürük ve solunum sıkıntısıdır. Ayrıca yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrısı, ishal görülebilir.

Daha ciddi vakalarda; zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve hatta ölüm gözlenebilir.

Hastalık %80 oranında hafif düzeyde seyreder. Ateş ve öksürüğe solunum sıkıntısı ve nefes darlığı eklenmesi durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Nasıl korunabiliriz?

Genel solunum yolu enfeksiyonlarından korunma kuralları Koronavirüs için de geçerlidir.

  • Kalabalık ve kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır.
  • Hasta insanlarla temastan kaçınılmalıdır (mümkün ise en az 1 metre uzakta bulunulmalı).
  • Tokalaşma ve sarılmadan kaçınılmalıdır.
  • Ortamlar sık sık havalandırılmalıdır.
  • Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller en az 20 saniye boyunca su ve sabunla  iyice yıkanmalıdır.
  • Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
  • Eller, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı sonrasında kurulanmalıdır.
  • Sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği veya kolonya kullanılmalıdır.
  • Elde görünür bir kirlenme olmadığı sürece el antiseptikleri, el yıkama kadar etkilidir.
  • Kıyafetlerinizi 60 – 90 derecede normal deterjanla yıkayın.
  • Kapı kolları, armatürler, lavabolar gibi sık kullanılan  yüzeyler gün içerisinde en az 3 kez  uygun dezenfektanlar ile  temizlenmelidir.
  • Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için dengeli beslenin, uyku düzeninizi sağlayın.
  • Evden dışarıya çıktığınızda maske kullanılmalı, sosyal mesafe korunmalıdır.
  • Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişinin öksürme  veya  hapşırma sırasında burun ve ağzını tek   kullanımlık  kağıt mendil  ile  örtmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması gereklidir. Hasta kişilerin mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa tıbbi maske kullanılması önerilmektedir.  Maske çıkarıldığında hemen çöpe atılmalı ve eller yıkanmalı veya antiseptikle temizlenmelidir.

 

 


Eldiven, sadece sağlık çalışanları tarafından hastanın bakımı ve muayenesi sırasında kullanılır.


Tüm hastalıklardan korunmanın tek yolu vücut direncini ve bağışıklığı artırmaktır.
Bunun şartları ise iyi beslenme, yeterli uyku ve stressiz bir yaşamdır.

HÜCRE İÇİ VE HÜCRE DIŞI MİNERAL VE METALLER

MİNERALLER NEDEN ÖNEMLİDİR?

Metabolizma faaliyetlerinin birçok basamağında görev alırlar.
Enzimlerin çalışmalarını sağlarlar.
Özellikle bağışıklık sistemi, sinir sistemi, antioksidan kapasite, mitokondri fonksiyonu, bağırsak ve kemik sağlığı ve hormon dengesi için çok önemlidirler.

Metabolizmada çok yaygın görev aldıkları için eksiklikleri farklı şikayetlere neden olabilir.

Örneğin; Tekrarlayan infeksiyonlar, inflamatuvar hastalıklar, bellek, konsantrasyon, algılama, öğrenme, muhakeme gibi bilişsel fonksiyon bozuklukları ve hormonal
bozukluklar gözlenebilir.

Bir mineralin fazla kullanımı diğerlerinin eksikliğine neden olabilir.

Mineraller aşırı kullanıldıklarında metabolizma süreçlerine zarar verebilirler. Örneğin birçok takviyeye ve ilaca ilave edilmiş çinko aşırı kullanıldığında bakır
mineralinin emilimini azaltabilir ve histamin intoleransı bulgularına (burun tıkanıklığı, kaşıntı, döküntü, kızarıklık, ishal, bas ağrısı vb.) neden olabilir.

Mineral düzeyleri tek başına değerlendirilmemelidir.

MİNERALLER VE METALLER NEDEN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİDİR?

Bazı metaller, hayati önem taşıyan minerallerin etkisini engelleyebilirler. Bu durumda mineraller normal sınırlarda olsa bile enzimlere bağlanmaz ve metabolizma tam çalışmaz. Örneğin; kadmiyum/çinko, nikel/magnezyum, kurşun/kalsiyum ve civa/selenyum arasında vardır. Bu nedenle kalsiyum, çinko, magnezyum ve selenyum ile birlikte kurşun, kadmiyum, nikel ve civa ölçümü de yapılmalıdır. Mineral dengesini doğru değerlendirmek için bu etkileşimleri saptamak gerekir. Bu nedenle hücre içi ve hücre dışı metal mineral analizleri önerilir.

MİNERALLER NEDEN ÖNEMLİDİR?

Minerallerin metabolizma basamaklarında farklı rolleri vardır. Örneğin metabolizmanın çalışması için çinko 300’den fazla reaksiyona katılır. Eksikliği halinde, bağışıklık sorunları, yara iyileşmesinde gecikme, büyüme-gelişme ve hamilelik döneminde problemler görülebilir. Ayrıca çinkonun yetersizliğinde saç dökülmesi, ishal, egzama, psöriazis, sık enfeksiyonlar, davranış bozukluğu, geç yara iyileşmesi, tırnaklarda beyaz lekeler, iştah ve tat duyusu bozukluğu da görülebilir. Çocukluk dönemindeki çinko yetersizliğinde, kısa boy, büyüme geriliği ve ergenliğin gecikmesi bulguları ortaya çıkabilir.

Kırmızı et, yumurta, süt ürünleri, sakatatlar, deniz ürünleri, fındık, badem, ceviz, çekirdek, baklagiller, tahıllar, keten tohumu, buğday kepeği, meyve ve sebzeler devamlı tüketildiği halde yine de mineral eksikliği oldukça fazla görülür. Mineral eksikliklerinin nedeni, gıdalarla yetersiz alım olabileceği gibi diğer mineral ve metallerin onları engellemesi de olabilir.

Bağırsak geçirgenliği için mineraller önemli midir?

Bağırsakların sağlıklı çalışması tüm gıda ögeleri, mineral ve vitaminlerin emilimi için gereklidir. Metaller ise, sağlığı ciddi tehdit eden dünya genelinde en yaygın toksinlerdir. Bu yüzden bağırsaklardan emilmemesi gerekmektedir. Selenyum, magnezyum, kalsiyum ve çinko bağırsaklardaki bu hassas dengenin sağlanmasında oldukça önemlidir. Eksikliklerinde bağırsak geçirgenliğinin arttığı, takviye edildiğinde ise azaldığı klinik çalışmalarla gösterilmiştir.

 

MİNERAL ve METAL seviyelerinin hücre içi ve hücre dışı değerlendirilmeleri neden önemlidir?

Mineral ve metallerin tamamına yakını hücre içinde bulunur. Rutin laboratuvar analizlerinde hücre dışında (serumda) yapılan değerlendirme yeterli değildir. Bu
nedenle metal ve minerallerin hem hücre içi hem hücre dışı alanda çalışılması en hassas değerlendirmeyi sağlar. Çeşitli analizlerle, metal ve mineral düzeylerini en yeni teknolojilerle saptayıp, kişiye özel durumun aydınlatılmasını sağlayabiliriz.

 

GASTROİNTESTİNAL ENFEKSİYONLAR, MOLEKÜLER PANELİ

  • HIZLI SONUÇ
  • GENİŞ KAPSAM
  • İLERİ TEKNOLOJİ MOLEKÜLER YÖNTEM

 

BAKTERİLER

  • Campylobacter (jejuni, coli & upsaliensis)
  • Clostridium difficile (Toxin A/B)
  • Plesiomonas shigelloides
  • Salmonella
  • Yersinia enterocolitica
  • Vibrio (parahaemolyticus, vulnificus & cholerae)
  • Vibrio cholerae

E. COLI / SHIGELLA

  • Enteroagregatif E. coli (EAEC)
  • Enteropatojenik E. coli (EPEC)
  • Enterotoksijenik E. coli (ETEC)  lt/st
  • Shigella/Enteroinvaziv E. coli (EIEC)
  • Shiga benzeri toksin üreten E. coli (STEC) stx1/stx2
  • E. col­ O157

VİRÜSLER

  • Adenovirus F 40/41
  • Astrovirus
  • Norovirus GI/GII
  • Rotavirus A
  • Sapovirus (I, II, IV, V)

PARAZİTLER

  • Cryptosporidium
  • Cyclospora cayetanensis
  • Entamoeba histolytica
  • Giardia lamblia

SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI, MOLEKÜLER PANELİ

  • HIZLI SONUÇ
  • GENİŞ KAPSAM
  • İLERİ TEKNOLOJİ MOLEKÜLER YÖNTEM

 

VİRÜSLER

  • Adenovirus
  • Coronavirus 229E
  • Coronavirus HKU1
  • Coronavirus OC43
  • Coronavirus NL63
  • Human metapneumovirus
  • Human rhinovirus/enterovirus
  • Influenza A
  • Influenza A/H1
  • Influenza A/H1-2009
  • Influenza A/H3
  • Influenza B
  • Parainfluenza 1
  • Parainfluenza 2
  • Parainfluenza 3
  • Parainfluenza 4
  • RSV

 

BAKTERİLER

  • Bordetella pertussis
  • Chlamydophila pneumoniae
  • Mycoplasma pneumoniae