COVID-19 VE MEVSİMSEL ENFEKSİYONLARDA AYIRICI TANI

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

 

COVID-19 ( SARS-CoV-2 ) enfeksiyonundan şüphelenilen veya belirtisiz seyreden gribal enfeksiyon durumunda COVID-19 ayırıcı
tanısını mümkün kılan mevcut tek yöntem, FDA onaylı Roche Cobas 8800 sistemi ile 2020 yılından beri hizmet vermekteyiz.

Üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) dünyada en sık doktor ziyaretlerine neden olan hastalıklardan biridir. 200‘den fazla virüs ÜSYE’na yol açar. Çocukların birçoğu yılda 5-8 kez ÜSYE geçirirler. Yuvaya giden çocuklarda bu sayı artabilir.

Grip ve nezle vakalarının en çok yaşandığı bu mevsimde, COVID-19 ile diğer virüslerin sebep olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri oldukça benzerdir.

Hürriyet Gazetesi, 19 Eylül Pazar

 

Covid-19 Enfeksiyonu Belirtileri

COVID-19 enfeksiyonunda; Influenza (Grip), RSV, Rinovirüs, Adenovirüs, Boca virüs gibi etkenlerin yol açtığı solunum yolu enfeksiyonlarına benzer belirtiler görülebildiği için ayrım yapılması zor olabilmektedir. Bu nedenle, etkenin saptanabilmesi için test yapılmalıdır.

COVID-19’un yaygın görülen belirtileri ateş, aşırı yorgunluk, halsizlik, öksürük, baş, boğaz ve kas ağrısıdır. Bu belirtiler özellikle içinde bulunduğumuz sonbahar mevsiminde üst solunum yolu enfeksiyonlarında da karşımıza çıkabilir.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Belirtileri

Üst solunum yolu enfeksiyonları genellikle; ateş, iştahsızlık, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, öksürük, baş ve boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözde yaşarma ve kızarıklık gibi şikâyetlerle seyredebilir.

Sindirim Sistemi Enfeksiyonları Belirtileri

Sindirim sistemi enfeksiyonlarında kusma, ishal, ateş, iştahsızlık, kas ağrısı, karın ağrısı gibi bulgulara rastlanılabilir.

COVID-19; Norovirüs, Campylobacter gibi sindirim sistemini tutan etkenlere bağlı enfeksiyonlar ile benzer özellikler gösterebilir.

Alerjik Solunum Sistemi Hastalıklarının Belirtileri

COVID-19 hastalığı ile karışabilecek bir diğer hastalık ise alerjilerdir. Alt solunum yollarında oluşan alerjik reaksiyonlara bağlı izlenen öksürük ve solunum sıkıntısı gibi şikâyetlerde ateş, halsizlik, boğaz ağrısı kas ve eklem ağrıları gibi şikâyetlerin olmaması ve alerji hikâyesinin olması ayırıcı tanıda yardımcı olmaktadır.

Covid-19’da Ayırıcı Tanının Önemi

Influenza ve COVID-19’un tedavilerinin farklı olması nedeniyle tanıda bu iki virüsü ayırmak önem taşımaktadır. Bilimsel çalışmalarda, iki hastalığın aynı kişide bulunabildiği bildirilmiştir. COVID-19 hastalarında yüzde 30’a yaklaşan oranlarda diğer viral ve bakteriyel hastalıklar görülebilmektedir.

COVID-19 ile ilgili bulgu ve şikâyetlerin diğer solunum yolları ve sindirim sistemi enfeksiyonlarında da görülebilmesi nedeniyle ayırıcı tanı için mutlaka temas öyküsü alınmalı ve enfeksiyona neden olan virüs cinsi tespit edilmelidir.
Doğru tanı için etkenin tespiti önemlidir.

Covid-19 Testleri

SARS-CoV-2, Antijen
SARS-CoV-2, PCR
Influenza & SARS-CoV-2, Antijen (Combo)

 

HPV (İNSAN PAPİLLOMA VİRÜSÜ)

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

 

HPV (Insan Papilloma Virüsü) Nedir?

HPV cinsel yolla bulaşan ve çoğunlukla genital bölge siğillerine neden olan bir virüstür. Rahim ağzı kanserinin başlıca nedeni olmakla birlikte HPV, kadın ve erkeklerde cinsel organ ve ağız boşluğu kanserlerine de neden olurlar. HPV virüsünün 200’den fazla çeşidi vardır ve bunlardan yaklaşık 40 tanesi genital bölge siğilleri ile ilişkilidir.

HPV Nasıl Bulaşır?

HPV cinsel yolla direkt temas ile bulaşır. Daha az olarak normal doğum sırasında anneden bebeğe geçebilir. Prezervatif HPV’de tam koruma sağlayamamaktadır. Cinsel yaşamın erken yaşta başlaması, çok eşlilik gibi diğer risk faktörlerinin de virüsle karşılaşma oranını artırdığı bilinmektedir.

HPV Belirtileri Nelerdir?

Her HPV enfeksiyonu başlangıçta belirti vermeyebilir. En sık görülen belirti virüs bulaştıktan 2-6 ay sonra ortaya çıkan genital bölgedeki siğillerdir. HPV’ye bağlı siğiller rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve penis kanserine neden olabilmektedir.

HPV – Rahim Ağzı Kanseri İlişkisi

Günümüzde rahim ağzı kanserinin %99.9’unun HPV ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Yüksek riskli grupta yer alan HPV genotipleri, vajina, vulva, anüs, penis ve rahim ağzı kanserine neden olurlar.

 

İlerlemiş rahim ağzı kanserinin belirtileri:

● Cinsel ilişki sırasında ağrı
● Kasık bölgesinde ağrı
● Vajinadan olağan dışı akıntı
● Cinsel ilişki sonrası kanama

 

HPV Nasıl Teşhis Edilir?

Kadınların rutin jinekolojik kontrollerini aksatmamaları çok önemlidir. Tarama testleri ile rahim ağzı kanserinin erken dönemde tespit edilmesi ve kanser öncüsü hücrelerin tedavi edilmesi mümkün olmaktadır. Ulusal Kanser Tarama Standartlarına göre 30-65 yaş arasındaki her kadın 5 yılda 1 kez HPV ve Pap-smear taraması yaptırmalıdır. Bunun dışında, Pap-smear test sonucunun anormal gelmesi; ASCUS denilen kanser öncesi lezyonların görüldüğü durumlarda HPV genotiplendirme testi önerilmektedir.

 

HPV Genotiplendirme Testi

HPV Genotiplendirme Testi hastalık bulunan bölgeden alınan sürüntü örneğinden, virüsün DNA parçalarının aranması işlemidir. HPV Genotiplendirme Testi ile doktorun tercihine göre yüksek ve düşük riskli 28 tip ya da sadece yüksek riskli 14 tip saptanabilmektedir.

Ayrıca HPV tarama testi ile HPV 16, 18 için tiplendirme yapılarak ; 15 çeşit yüksek riskli insan papilloma virüsü HPV(16, 18, 31, 33, 35, 39,45, 51, 52, 53, 56, 58, 59, 66, 68 türleri) için  kalitatif sonuç verilebilmektedir.

 

GÜNEŞLE GELEN SAĞLIK D VİTAMİNİ

enlarge_text

D Vitamini nedir? vücutta iskelet sisteminin gelişimi, sinir sisteminin çalışması ve bağışıklık sisteminin sağlıklı devamı için gerekli bir vitamindir. Vücutta aktif olarak kullanılabilmesi için güneş ısınına ihtiyaç duyulan ve özellikle çocuklarda büyüme için mutlaka yeterli miktarda alınması gereken bir vitamindir.

D Vitamini Nasıl Alınır?

Bazı vitaminler vücut tarafından üretilebilirken bazı vitaminlerin dışarıdan alınması gerekir. D Vitaminin de ~%90’ı cildimiz güneş ısığı aldığında vücudumuz tarafından üretilir. Eksikliği durumunda dışarıdan takviye edilmesi gerekir.

Vücudumuz tarafından üretilen D Vitamini depolanır ve kışın yeterli güneş alınamayan durumlarda depodan kullanılır. Güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saatlerinde her gün 10-15 dakika güneşlenmek D Vitamini sentezi için yeterlidir. Ultraviyole ısınları cam ve plastikten geçemediği için güneş ışınları doğrudan cildimizin üzerine düşmelidir.

D Vitamininin diğer %10’luk kısmı ise besinler ile sağlanır.

 

D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini sıklıkla Somon, Uskumru gibi yağlı balıklarda bulunur. Bazı besinlerin içerdiği D vitamini değerleri Uluslararası ünite (IU) olarak Tabloda verilmiştir.

Günlük D Vitamini İhtiyacı Nedir?

D Vitamini eksikliği tanısı olan ve takviye kullanan kişilerin 6 ayda bir vitamin ve kalsiyum düzeyini kontrol ettirmeleri gerekir. Yüksek dozda kullanılan D Vitamini takviyesi toksik etki oluşturabileceği için, hekim kontrolünde alınması ve en uygun dozun belirlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

●D Vitamini eksikliğinde birçok organda bozukluk oluşabilmektedir. En dramatik etki kemiklerde görülür. Kemik sertleşmesi (mineralizasyonu) bozulur ve büyüme çağındaki çocuklarda rasitizm (rikets), yetişkinlerde osteomalazi olarak adlandırılan kemiğin yumuşaması ve osteoporoza (kemik erimesi) neden olur. Kemik yapımındaki bu bozukluk çocukta boy kısalığı, kemik eğrilikleri ve ağrılarına yol açar. Ayrıca, çocuklarda dişler geç çıkar. Osteoporoz kadınlarda ve erkeklerde kemik kırılmalarına sebep olur.

●D Vitamini eksikliği; İnsülin direnci oluşmasına, diyabet ve kalp damar hastalıkları riskini artırması gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

●D Vitamini eksikliği kanser oluşumunu tetikleyebilir. Pek çok bilimsel çalışma, güneş ısığının prostat, kolon, rektal, meme ve yumurtalık kanserine karsı koruyucu etkisi olduğunu göstermektedir.

Parkinson ve Multiple Skleroz (MS) hastalığına yakalanma riskini artırdığını gösteren çalışmalar da vardır.

●D Vitaminin yararlı etkilerinin en önemlisi bağışıklık sistemimizi koruyup güçlendirmesidir.

●D Vitamini, COVID-19 hastalığında gözlemlenen sitokin fırtınasını azaltarak hücresel bağışıklığı desteklemektedir.

●Bilimsel yayınlarda, düşük D Vitamini seviyesinin COVID–19’a yakalanma riskini arttırdığı ve hastalığın ağır seyretmesine neden olduğu gösterilmiştir.

D Vitamini Eksikliği Tanısı Nasıl Konur? 

D Vitamini kan düzeylerini belirlemek için, yarı ömrü 2-3 hafta olan, hem dışarıdan alımını hem de vücut içerisindeki üretimini gösteren 25-Hidroksi vitamin D testine bakılmalıdır.

D Vitamini ölçümü vitaminin bazı yapısal özellikleri ve kanda çok düşük konsantrasyonlarda bulunabilmesi sebebiyle bir takım zorluklar içermektedir.

D Vitamini ölçümünde altın standart olarak kabul edilen yöntem LC MS-MS’ dir. (Likit Kromatografi–Tandem Kütle Spektro- metresi).

Laboratuvarımızda LC MS-MS yöntemi ile her gün D Vitamini çalışılmaktadır.

Vitamin D testi için laboratuvar kan örneği tüpü

Vitamin D testi laboratuvar analizi için alınan kan örneği

 

 


Popüler Bülten

Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.

COVID-19 SAYISAL IgG ANTİKOR TESTİ

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

COVID-19 Sayısal (Kantitatif) IgG Antikor Testi

Antikor Nedir?

  • Antikorlar, bağışıklık sisteminin tehditleri tanımlamasına ve ortadan kaldırmasına yardımcı olan proteinlerdir.
  • Hastalık ya da aşı sonrası, vücudumuz enfeksiyonlara karşı korunmak için antikor üretir.

PCR ve Antikor Testleri Arasındaki Farklar Nelerdir?

  • Antikor testi, vücudun COVID-19 virüsüne karşı oluşan doğal bağışıklık yanıtını ve aşı kaynaklı oluşacak bağışıklık düzeyinin tespit edilmesini sağlar.
  • PCR testi, virüse ait RNA’yı (genetik materyalini) gösteren bir moleküler tanı testidir. Pozitif PCR sonucu, örnek alındığı anda virüsün var olduğu anlamına gelir.

COVID-19 Bağışıklığında Hangi Antikora Bakılır?

  • Virüsün spike proteinine karşı oluşan IgG bağışıklık antikorunun sayısal ölçümü, kişinin bağışıklık yanıtını değerlendirmede daha değerlidir.
  • Kullanılan aşılar spike proteinine karşı antikor cevabın oluşturulmasını amaçlar.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testi Ne Zaman Yaptırılmalıdır?

  • Antikor başlangıcı, genellikle hastalık başlangıcını takiben 15 gün sonra saptanabilir olur.
  • Aşı sonrası bağışıklık yanıtını değerlendirmek için doz aşıdan 21 gün sonra kullanılır.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testi Güvenilir Midir?

  • IgG antikorları, güvenilir bir yöntem olan kemilüminesans mikropartikül immunoassay CMIA yöntemi ile sayısal olarak saptanmaktadır.
  • Bu yöntemle yapılan testler % 99,60 yüksek klinik özgüllüğe ve % 99,94 duyarlılığa sahiptir.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testi Nasıl Yapılır?

  • Antikor testi kan örneğinden çalışılmaktadır.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testinin Sonucu Ne Zaman Çıkar?

  • Antikor testi 24 saat içerisinde sonuçlanmaktadır.

Sonuçlar Nasıl Yorumlanır?

  • Anti SARS CoV 2 IgG Antikoru < 50 AU/mL için negatif
    Anti SARS CoV 2 IgG Antikoru  ≥ 50 AU/mL için pozitif olarak yorumlanır.
  • Antikor testi bağışıklık sistemimizin aşıya ya da virüse karşı antikor yanıtı verip vermediğini veya ne düzeyde verdiğini gösterir.
  • Aşı olmamış kişilerde IgG antikorunun varlığı, kişinin hastalığı geçirip iyileşmiş ve muhtemelen bağışıklık geliştirmiş olduğu anlamına gelir.

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testi Neden Önemlidir?

  • COVID-19 aşısına karşı gelişen bağışıklık yanıtının belirlenmesinde kullanılabilir.
  • Enfeksiyon geçirmiş kişilerin bağışıklık düzeyleri değerlendirilebilir.
  • Bağışıklığı olan kişiler, antikor ihtiyacı olan ağır hastalar için plazma bağışında bulunarak tedaviye katkı sağlayabilirler.

Aşı veya Hastalık Sonrası IgG Antikoru Oluşmayabilir Mi?

  • Hızlı testler dışındaki yöntemler ile bakılan antikor yanıtları, yeterli düzeyde antikor oluşmuş ise yüksek bir saptama oranına sahiptirler.
  • Sonucun negatif çıkmasının nedeni, kişinin bağışıklık yanıtı ile ilgilidir ve antikor yanıtı oluşmayabilir/ oluşup kısa sürede düşebilir/ yeterli düzeyde oluşmayabilir.

Enfeksiyon Geçirmek Kişiyi Yeni Hastalıktan Korur Mu?

  • COVID-19 virüsüne karşı oluşan antikorların bizi yeni enfeksiyondan koruyup koruyamayacağı henüz bilimsel olarak net değildir.
  • Aşı sonrası ya da enfeksiyonu geçirdikten sonra ölçülen hiçbir antikor düzeyi bize COVID-19’a karşı ne derece korunmamız olduğunu kesin olarak söyleyemez.

 

COVID-19 Sayısal IgG Antikor Testi yaptırabileceğiniz 17 şubemizin bilgilerine ulaşmak için tıklayınız.

COVID-19 – YENİ KORONAVİRÜS HASTALIĞI

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

COVID-19 virüsü, hasta bireylerden öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların kontamine ettiği yüzeylerden (göz, ağız, burun mukozasına temasla) bulaşabilir.

Kabul edilen kuluçka süresi  2-14 gün arasındadır.

En sık görülen belirtiler ateş, öksürük ve solunum sıkıntısıdır. Ayrıca yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrısı, ishal görülebilir.

Daha ciddi vakalarda; zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve hatta ölüm gözlenebilir.

Hastalık %80 oranında hafif düzeyde seyreder. Ateş ve öksürüğe solunum sıkıntısı ve nefes darlığı eklenmesi durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Nasıl korunabiliriz?

Genel solunum yolu enfeksiyonlarından korunma kuralları Koronavirüs için de geçerlidir.

  • Kalabalık ve kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır.
  • Hasta insanlarla temastan kaçınılmalıdır (mümkün ise en az 1 metre uzakta bulunulmalı).
  • Tokalaşma ve sarılmadan kaçınılmalıdır.
  • Ortamlar sık sık havalandırılmalıdır.
  • Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller en az 20 saniye boyunca su ve sabunla  iyice yıkanmalıdır.
  • Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
  • Eller, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı sonrasında kurulanmalıdır.
  • Sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği veya kolonya kullanılmalıdır.
  • Elde görünür bir kirlenme olmadığı sürece el antiseptikleri, el yıkama kadar etkilidir.
  • Kıyafetlerinizi 60 – 90 derecede normal deterjanla yıkayın.
  • Kapı kolları, armatürler, lavabolar gibi sık kullanılan  yüzeyler gün içerisinde en az 3 kez  uygun dezenfektanlar ile  temizlenmelidir.
  • Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için dengeli beslenin, uyku düzeninizi sağlayın.
  • Evden dışarıya çıktığınızda maske kullanılmalı, sosyal mesafe korunmalıdır.
  • Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişinin öksürme  veya  hapşırma sırasında burun ve ağzını tek   kullanımlık  kağıt mendil  ile  örtmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması gereklidir. Hasta kişilerin mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa tıbbi maske kullanılması önerilmektedir.  Maske çıkarıldığında hemen çöpe atılmalı ve eller yıkanmalı veya antiseptikle temizlenmelidir.

 

 


Eldiven, sadece sağlık çalışanları tarafından hastanın bakımı ve muayenesi sırasında kullanılır.


Tüm hastalıklardan korunmanın tek yolu vücut direncini ve bağışıklığı artırmaktır.
Bunun şartları ise iyi beslenme, yeterli uyku ve stressiz bir yaşamdır.

Hücre İçi ve Dışı Mineraller & Metaller

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

Mineraller Neden Önemlidir?

Metabolizma faaliyetlerinin birçok basamağında görev alırlar.
Enzimlerin çalışmalarını sağlarlar.
Özellikle bağışıklık sistemi, sinir sistemi, antioksidan kapasite, mitokondri fonksiyonu, bağırsak ve kemik sağlığı ve hormon dengesi için çok önemlidirler.

Metabolizmada çok yaygın görev aldıkları için eksiklikleri farklı şikayetlere neden olabilir.

Örneğin; Tekrarlayan infeksiyonlar, inflamatuvar hastalıklar, bellek, konsantrasyon, algılama, öğrenme, muhakeme gibi bilişsel fonksiyon bozuklukları ve hormonal bozukluklar gözlenebilir.

Bir mineralin fazla kullanımı diğerlerinin eksikliğine neden olabilir.

Mineraller aşırı kullanıldıklarında metabolizma süreçlerine zarar verebilirler. Örneğin birçok takviyeye ve ilaca ilave edilmiş çinko aşırı kullanıldığında bakır mineralinin emilimini azaltabilir ve histamin intoleransı bulgularına (burun tıkanıklığı, kaşıntı, döküntü, kızarıklık, ishal, bas ağrısı vb.) neden olabilir.

Mineral düzeyleri tek başına değerlendirilmemelidir.

Mineraller ve Metaller Neden Birlikte Değerlendirilmelidir?

Bazı metaller, hayati önem taşıyan minerallerin etkisini engelleyebilirler. Bu durumda mineraller normal sınırlarda olsa bile enzimlere bağlanmaz ve metabolizma tam çalışmaz. Örneğin; kadmiyum/çinko, nikel/magnezyum, kurşun/kalsiyum ve civa/selenyum arasında vardır. Bu nedenle kalsiyum, çinko, magnezyum ve selenyum ile birlikte kurşun, kadmiyum, nikel ve civa ölçümü de yapılmalıdır. Mineral dengesini doğru değerlendirmek için bu etkileşimleri saptamak gerekir. Bu nedenle hücre içi ve hücre dışı metal mineral analizleri önerilir.

Mineral Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

Minerallerin metabolizma basamaklarında farklı rolleri vardır. Örneğin metabolizmanın çalışması için çinko 300’den fazla reaksiyona katılır. Eksikliği halinde, bağışıklık sorunları, yara iyileşmesinde gecikme, büyüme-gelişme ve hamilelik döneminde problemler görülebilir. Ayrıca çinkonun yetersizliğinde saç dökülmesi, ishal, egzama, psöriazis, sık enfeksiyonlar, davranış bozukluğu, geç yara iyileşmesi, tırnaklarda beyaz lekeler, iştah ve tat duyusu bozukluğu da görülebilir. Çocukluk dönemindeki çinko yetersizliğinde, kısa boy, büyüme geriliği ve ergenliğin gecikmesi bulguları ortaya çıkabilir.

Kırmızı et, yumurta, süt ürünleri, sakatatlar, deniz ürünleri, fındık, badem, ceviz, çekirdek, baklagiller, tahıllar, keten tohumu, buğday kepeği, meyve ve sebzeler devamlı tüketildiği halde yine de mineral eksikliği oldukça fazla görülür. Mineral eksikliklerinin nedeni, gıdalarla yetersiz alım olabileceği gibi diğer mineral ve metallerin onları engellemesi de olabilir.

Bağırsak Geçirgenliği İçin Mineraller Önemli Midir?

Bağırsakların sağlıklı çalışması tüm gıda ögeleri, mineral ve vitaminlerin emilimi için gereklidir. Metaller ise, sağlığı ciddi tehdit eden dünya genelinde en yaygın toksinlerdir. Bu yüzden bağırsaklardan emilmemesi gerekmektedir. Selenyum, magnezyum, kalsiyum ve çinko bağırsaklardaki bu hassas dengenin sağlanmasında oldukça önemlidir. Eksikliklerinde bağırsak geçirgenliğinin arttığı, takviye edildiğinde ise azaldığı klinik çalışmalarla gösterilmiştir.

 

MİNERAL ve METAL Seviyelerinin Hücre İçi ve Hücre Dışı Değerlendirilmeleri Neden Önemlidir?

Mineral ve metallerin tamamına yakını hücre içinde bulunur. Rutin laboratuvar analizlerinde hücre dışında (serumda) yapılan değerlendirme yeterli değildir. Bu nedenle metal ve minerallerin hem hücre içi hem hücre dışı alanda çalışılması en hassas değerlendirmeyi sağlar. Çeşitli analizlerle, metal ve mineral düzeylerini en yeni teknolojilerle saptayıp, kişiye özel durumun aydınlatılmasını sağlayabiliriz.

 

 

Vital Maddeler

Mineral-Metal Paneli Orta  (Hücre içi+dışı)

Mineraller: Selenyum / Magnezyum / Çinko / Bakır / Manganez

Metaller: Civa / Kurşun / Kadmiyum / Arsenik

Mineral Paneli Dar  (Hücre içi+Hücre dışı)

 Selenyum / Magnezyum / Çinko / Bakır

 

Toksik Metal 

Mineral Metal Analizi Geniş Kapsamlı

 Sodyum / Potasyum / Kalsiyum / Magnezyum / Bakır / Demir / Çinko / Selenyum / Bor / Krom / Kobalt / Molibden / Fosfor / Manganez / Alüminyum / Antimon / Arsenik / Kurşun / Kadmiyum / Nikel / Civa / Talyum / Vanadyum / Kalay

 

Saçta Toksik Metal – Element Analizi

Altın / Alüminyum / Antimon / Arsenik / Bakır / Baryum / Berilyum / Bizmut / Bor / Civa / Çinko / Demir / Fosfor / Germanyum / Gümüş / Kadmiyum / Kalay / Kalsiyum / Kobalt / Krom / Kurşun / Lityum / Magnezyum / Molibden / Nikel / Palladyum / Platin / Potasyum / Selenyum / Silisyum / Sodyum / Stronsiyum / Talyum / Titan / Uranyum / Vanadyum / Zirkonyum

 

Toksik Metal Paneli 4 metal

Civa / Kadmiyum / Kurşun / Arsenik

 

Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.

Daha fazla bilgi için https://mineralmetaltesti.com/ sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

GASTROİNTESTİNAL ENFEKSİYONLAR, MOLEKÜLER PANELİ

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

  • HIZLI SONUÇ
  • GENİŞ KAPSAM
  • İLERİ TEKNOLOJİ MOLEKÜLER YÖNTEM

 

Bakteriler

Campylobacter (jejuni, coli & upsaliensi
Clostridium difficile (Toxin A/B)
Plesiomonas shigelloides
Salmonella
Yersinia enterocolitica
Vibrio parahaemolyticus
Vibrio vulnificus
Vibrio cholerae

E. Coli / Shigella

Enteroagregatif E. coli (EAEC)
Enteropatojenik E. coli (EPEC)
Enterotoksijenik E. coli (ETEC) It/st
Shigella/Enteroinvaziv E. coli (EIEC)
Shiga benzeri toksin üreten E. coli
(STEC) stx1/stx2

Virüsler

Adenovirus F 40/41
Astrovirus
Norovirus GI/GII
Rotavirus A
Sapovirus (I, II, IV V)

Parazitler

Cryptosporidium
Cyclospora cayetanensis
Entamoeba histolytica
Giardia lamblia

SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI, MOLEKÜLER PANELİ

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

  • HIZLI SONUÇ
  • GENİŞ KAPSAM
  • İLERİ TEKNOLOJİ MOLEKÜLER YÖNTEM

 

Virüsler

Adenovirus
Bocavirus
Coronavirus 229E
Coronavirüs HKU1
Coronavirus NL63
Coronavirus OC43
Human metapneumovirus
Influenza A
Influenza A H1
Influenza A H1N1 pdm09
Influenza A H3
Influenza B
Parainfluenza 1
Parainfluenza 2
Parainfluenza 3
Parainfluenza 4
Respiratory Syncytial Virus
Human Rhinovirus/Enterovirus
Severe Acute Respiratory
Syndrome Coronavirus 2

Bakteriler

Bordetella pertussis (ptxP)
Mycoplasma pneumoniae
Legionella pneumophila
Chlamydophila pneumoniae

PROSTAT KANSERİNDE ProPSA

Yazı Boyutunu Değiştirebilirsiniz

Prostat kanserinde proPSA testi hakkında bilgilendirici görsel

Prostat kanserinde proPSA testi, erken teşhis ve risk değerlendirmesinde kullanılan önemli bir biyobelirteçtir.

 

PROSTAT KANSERİNDE ProPSA – Sesli Anlatım

Prostat Kanserinde ProPSA hakkında sesli bültenimizi dinlemek için aşağıdaki Media Player’a tıklayınız.

 

Prostat kanseri Batı toplumlarında erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Kanser ölümlerinde ikinci sırayı almaktadır.

PSA (Prostat Spesifik Antijen) prostat kanseri tanısında en yaygın kullanılan tümör belirtecidir. Bununla beraber PSA prostat kanseri için tek başına tanı koydurucu bir test degildir; 1O ng/mL’nin altındaki değerlerde hastalığı saptamadaki duyarlılığının düşük olması sakınca yaratmaktadır.

PSA değeri, kanser dışında prostat bezinin iyi huylu büyümesi ve iltihabında artar. Aynı zamanda, uzun süreli bisiklete binme, idrar sondası uygulaması veya rektal muayene gibi ürolojik prosedürlerde prostat bezinin fiziksel olarak etkilenmesine bağlı olarak değerler artabilir.

Total PSA değeri 4-1O ng/mL arasında olan hastalarda PSA’nın özgüllüğünü artırmak için kullanılan parametrelerden günümüzde en sık kullanılanı serbest PSA’nın total PSA’ya oranıdır. Bu oranın düşük olması kanser lehine değerlendirilirken yüksek olması kanser dışı nedenleri akla getirmektedir. Ancak yine de bazı düzeylerde iyi huylu – kötü huylu ayrımında yeterli olmamaktadır.

Son yıllarda bu alanda yapılan çalışmalar, hem yüksek oranda prostat kanserini yakalayan hem de gereksiz biopsi oranını azaltabilen ideal bir tümör belirleyicisini bulmaya yönelik olmuştur. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma sonucunda saptanan belirteç proPSA (p2PSA)’dır. Klinik araştırmalardan elde edilen bulgular da prostat kanserini belirleyici tanıda proPSA‘nın diger PSA parametrelerine göre daha yüksek hassasiyete sahip olduğunu göstermektedir.

Ayrıca yapılan çalışmalar proPSA düzeyinin kanserin klinik önemi, patolojik evresi, tümör hacmi ve tümör sınıfı ile de ilişkili olduğunu göstermektedir.

ProPSA’nın yüksek duyarlılıkla geliştirilen analiz yöntemi ile birlikte PSA ve serbest PSA değerinin matematiksel kombinasyonu şeklinde değerlendirilmesi sonucunda phi (prostate health index) geliştirilmiştir; phi, prostat kanseri olasılığını gösteren önemli bir belirteçtir. Yüksek phi değerlerinin yüksek kanser olasılığı ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Sonuç olarak proPSA, PSA değeri 2-1O ng/mL aralığında, yani gri alanda olan erkeklerde, prostat kanseri ile prostat büyümesi arasında daha üstün bir ayırım sağlamaktadır.

Prostat kanserinde proPSA testi ve idrar yolları ile ilişkili görsel

proPSA testi, prostat kanseri tanı ve risk değerlendirmesinde kullanılan modern biyobelirteçlerden biridir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Prostat Kanserinde ProPSA

  1. ProPSA (p2PSA) nedir?

ProPSA, prostat bezinde sentezlenen PSA’nın öncül (proenzim) formudur. PSA’nın daha spesifik bir alt türü olan p2PSA (ya da proPSA) olarak bilinir.

  1. ProPSA (p2PSA) prostat kanseri tanısında neden önemlidir?

ProPSA, Prostat kanseri tanısında total PSA ve serbest PSA’ya göre daha yüksek hassasiyet sağlar. Bu nedenle, özellikle PSA değeri 2-1O ng/mL aralığında saptanan ve  tanısal belirsizlik olan hastalarda proPSA’nın değerlendirilmesi, gereksiz biyopsilerin azaltılmasına, kanser olasılığının daha doğru belirlenmesine yardımcı olur.

  1. ProPSA ile birlikte kullanılan Prostate Health Index (PHI) nedir?

PHI (Prostate Health Index), proPSA, serbest PSA ve total PSA değerlerinin matematiksel kombinasyonuyla oluşturulan bir göstergedir. PHI, prostat kanseri riskini tahmin etmede etkin bir biyobelirteçtir ve yüksek değerler, kanser olasılığının arttığını gösterir.

  1. ProPSA’nın PSA’ya göre avantajları nelerdir?

Total PSA yalnızca prostat kanseri değil, aynı zamanda benign (iyi huylu) prostat büyümesi (BPH) ve prostatit gibi durumlarda da yükselebilir; bu nedenle özgüllüğü düşüktür. ProPSA ise daha yüksek hassasiyete ve özellikle tanısı netleşemeyen, “gri bölge”de kalan hastalarda kritik öneme sahiptir.

  1. ProPSA testi kimlere önerilir?

Total PSA değeri 2–10 ng/mL aralığında olan (“gri bölgede”) erkeklerde, prostat kanseri tanısı koymak ya da gereksiz biyopsileri azaltmak için proPSA ve buna dayalı PHI testlerinin yapılması önerilir. Bu testler tanı doğruluğunu artırır.

  1. ProPSA testi öncesinde özel bir hazırlık gerekir mi?

Hayır. ProPSA testi için hastanın özel bir hazırlık yapması gerekmez. Total PSA, serbest PSA ve proPSA ölçümleri birlikte klinik değerlendirmeyi destekler.

  1. PSA ve proPSA testlerinin arasındaki fark nedir?

Total PSA, prostat kaynaklı antijeni ölçerken, serbest PSA bu antijenin proteine bağlı olmayan formunu ifade eder. proPSA ise bu serbest formun daha spesifik bir alt formudur. proPSA’nın tanısal üstünlüğü, özellikle total PSA’nın yetersiz kaldığı vakalarda belirgindir. Ayrıca bu üç parametrenin birleşimiyle PHI oluşturulur, tanıda doğruluk artar.

 

Popüler Bülten

Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.