İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin direnci (IR); insülinin glukozu hücre içine gönderme etkisinin azalması veya kaybolması olayıdır. Bu olay sonunda kanda artan glikoz, insülin salgılama mekanizmasını uyarır ve daha fazla insülin salınmasına yol açar. Sağlıklı popülasyonda % 25 oranında insülin direnci görülür.

İnsülin metabolizmanın düzenleyici temel hormonlarından biridir. Besinlerle alınan şeker yüksek seviyelere ulaştığında kan şekeri seviyesini normal aralıkta tutmak için insülin salınır.

İNSÜLİN NEDEN GÖRÜLÜR?

Hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme alışkanlığı gibi çevresel faktörlerin yanında, genetik özellikler de insülin  gelişiminde rol oynamaktadır.

Diyet düzenlenmesi ve egzersizi içeren yaşam tarzı değişiklikleri ile insülin direnci gerileyebilir.

İNSÜLİN DİRENCİ HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR?

İnsülin direncine müdahale edilmediğinde, uzun dönemde birçok hastalığa sebep olabilir. Kardiyovasküler hastalıklar, obezite, polikistik over sendromu gibi ciddi hastalıklarda risk artışı görülür. Tip 2 Diyabetes Mellitus gelişir.

İnsülin, , hiperinsülinemi (kanda insülin yüksekliği), obezite, dislipidemi (kanda yağ, kolesterol ve lipid türlerinin anormal seviyede olması), hipertansiyon (yüksek tansiyon) durumları hastada bir arada görülebilir. Bu durumda hasta metabolik sendrom hastası olarak değerlendirilmelidir.

İNSÜLİN DİRENCİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

İnsülin direnci ortaya çıktığında hemen klinik belirti vermeyebilir. İnsülin gelişiminin kişide fark edilebilir belirtilere yol açması yıllar sürebilir.

  • Bel çevresinde kalınlaşma
  • Yüksek tansiyon
  • Karaciğer yağlanması
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri
  • Yemek sonrası ani şeker düşmesi sonucu terleme ve el titremesi
  • Sürekli açlık ve susuzluk hissi
  • Sık tatlı yeme isteği
  • Yorgunluk hissi
  • Akantozis nigrikans; boyun, koltukaltı ve kasık bölgelerinde esmerleşme

İNSÜLİN VE BESLENME

İnsülin direnci ile ilişkili; metabolik sendrom, diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, gibi hastalıkların ve komplikasyonlarının önlenmesinde ve tedavisinde beslenmenin düzenlenmesi önemli bir yer tutmaktadır.

İnsülinin başlangıç aşamalarındaki bireyler, beslenme düzenlenmesi ve egzersiz sayesinde ideal kilolarına ulaştıklarında ve ideal kiloyu uzun süreli koruduklarında, hipertansiyon, diyabet ve dislipidemi oluşumunun önüne geçilmesi mümkün olmaktadır. Kilo kontrolünü amaçlayan çok sayıda diyet modeli mevcuttur. Temel prensip, tüketilen kaloriyi kısıtlamak, karbonhidrat ve/veya protein kısıtlaması gibi makro besin dengesini sağlamak ve egzersiz programı ile desteklemektir. Karbonhidrat miktarı kısıtlanmış diyetlerin serum glikoz ve insülin seviyelerinde düşüşe yol açabileceği gösterilmiştir.

Folik Asit Nedir?

Folik Asit Nedir? Besinlerde B9 vitamini olarak bulunan folat, insan vücudunda sentezlenemeyen önemli bir B-kompleks vitamindir. Hem hayvansal hem bitkisel kaynaklı gıdalarda bulunur. Vücutta depolanamaması sebebiyle düzenli olarak besinlerle alınması gerekir. Folik asit ise folat vitamininin sentetik halidir.

 FOLİK ASİTİN GÖREVLERİ NELERDİR?

  • Hücre büyümesinde yardımcıdır.
  • DNA tamirinde görev alır.
  • Hamilelik döneminde bebeğin beyin fonksiyonlarının gelişiminde önemli rol oynar.
  • Ateroskleroz (damar sertliği) riskini azaltarak kalp krizini önlemeye yardımcı olur.

 FOLİK ASİT EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Folik asit alımının yetersiz olduğu toplumlarda megaloblastik anemi (folik asit eksikliğine bağlı anemi), kardiovaskuler hastalıklar, major depresyon, şizofreni, Alzheimer hastalığı ve çeşitli karsinomların riskinin arttığı bildirilmektedir. Özellikle gebelikte folat eksikliği ile nöral tüp defektleri (NTD) ve bazı konjenital anomaliler arasında ilişki kuran birçok çalışma mevcuttur.

Folik asit eksikliğine bağlı olarak görülen bazı belirtiler:

  • İştahsızlık, kilo kaybı

  • Yorgunluk, uyku hali

  • Konsantrasyon eksikliği

  • Baş ağrısı

  • Ağız yaraları

 FOLİK ASİT EKSİKLİĞİ NEDENLERİ NELER OLABİLİR?

Çölyak ve emilim bozukluklarına neden olan bağırsak rahatsızlıkları folik asit eksikliğine neden olabilir. Hamilelik, sık alkol kullanımı, diyaliz hastaları folik asit eksikliği riski altındadır.  MTHFR gen mutasyonu, vücudun folik asit ve diğer önemli B vitaminlerini işleme şeklini engellemesi sebebiyle folik asit eksikliğine neden olur.

 HAMİLELİKTE FOLİK ASİT KULLANIMI NEDEN ÖNEMLİDİR?

Yapılan çalışmalar sonucunda; gebelikte folat ihtiyacının arttığı bildirilmektedir. Bunun nedeni hem fetüs hem de gebe kadınlarda doku sentezi ve diğer fizyolojik değişikliklerdir. Artan folat gereksinmesinin tek başına diyet ile karşılanması mümkün olmadığından gebelerde folik asit desteği tüm dünyada önerilmektedir. Gebelik boyunca, mümkünse öncesinde NTD, anemi ve diğer sağlık sorunlarını önlemek amacı ile DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü ) her kadına günlük 400 mcg  (400 mikrogram)  veya 0.4 mg  folik asit alımı önermektedir.

 FOLİK ASİT HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

Folik asitin doğal formu olan folat, vücutta depolanmaması sebebiyle düzenli olarak besinlerle alınması önemlidir. Zengin kaynaklar koyu yeşil yapraklı sebzeler (brokoli, ıspanak vb.), kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye vb.), portakal, greyfurt, yer fıstığı, badem ve karaciğerdir. Ancak karaciğer depo organı olması nedeni ile gebelerde tüketimi önerilmemektedir.

folik asit

Tablo 1. Bazı besinlerin 100 gramlarının içerdiği ortalama folat miktarları (Türkiye Ulusal Gıda Kompozisyonu Veri Tabanı, 2018)

FOLİK ASİT EKSİKLİĞİ TANI TESTLERİ

Folik asit testi koldan alınan kan numunesi ile yapılmaktadır. Folat ve B12 vitaminlerinin düzeyleri ölçülür. Test öncesinde 6-8 saat açlık gerekir. Folat metabolizmasının değerlendirilebilmesi için MTHFR gen mutasyonu testi yapılabilir. Test, açlık durumu aranmadan koldan alınan kan numunesi ile yapılmaktadır.

 

Depresyon Nedir?

 

Majör depresif bozukluk olarak da bilinen depresyon, davranışlarınızı ve hislerinizi dolayısıyla da rutin işlerinizi olumsuz şekilde etkileyen ciddi bir psikiyatrik sorundur. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre tüm dünyadaki yetişkinlerin yaklaşık olarak %5’i depresyon probleminden muzdariptir. Kronik bir üzüntü ve suçluluk hali, eskiden zevkle yapılan eylem ve faaliyetlere karşı duyulan ilginin veya zevkin azalması, kronik yorgunluk, uykusuzluk veya uyku kalitesinin azalması, konsantrasyonun zayıflaması ve bir işe odaklanmakta güçlük yaşama gibi bulgular ve hatta ölüm ya da intihar düşünceleri oldukça karakteristik olup temel depresyon belirtileri arasında sayılmaktadır. Depresyon, bireylerin işlevselliğini önemli ölçüde azalttığından küresel hastalık yükü üzerindeki önemli payına sürekli dikkat çekilmektedir.

Depresyon Türleri

Çoğu zaman “depresyon nedir?” sorusuna yanıt aranırken depresyonun tek tip bir sorun olduğu düşünülse de bu doğru değildir. İnsanları farklı düzeyde etkileyen ve farklı sorunlardan köken alan depresyon çeşitleri tanımlanmıştır. Haftanın her günü olmasa da çoğu gününde kendinizi depresif hissediyorsanız majör depresyon hastası olmanız olasıdır. İki yıl ya da dahafazla süren depresyonunuz varsa kalıcı depresif bozukluğa sahip olabilirsiniz. Bunlardan başka, bipolar bozukluğun eşlik ettiği manik depresyon, mevsim geçişlerinde sıkça rastlanan mevsimsel duygu durum bozukluğu, psikotik depresyon, doğum sonrasında sıkça gözlenen postpartum depresyon, atipik depresyon ve tedaviye dirençli depresyon gibi pek çok çeşidi de mevcuttur. Bu noktada kendinizde bazı belirtilerin olduğunu düşünüyorsanız doğru tedavinin yapılması için hangi depresyon türüne sahip olduğunuzu bilmek büyük önem taşımaktadır.

Depresyon türlerini gösteren bilgilendirici görsel: majör, kalıcı, manik, mevsimsel, psikotik, postpartum depresyon gibi farklı türlerin açıklayıcı illüstrasyonları.

Depresyonun farklı türlerini anlatan bilgilendirici görsel.

Depresyonun Nedenleri Nelerdir?

Depresyona sebep olabilecek çok çeşitli faktörler tanımlanmıştır. Bunlar arasında en iyi bilineni beynin kimyasal yapısındaki olumsuz değişikliklerdir. Beyin kimyası üzerinde söz sahibi olan en önemli kimyasallar nörotransmitterlerdir. Önemli bir nörotransmitter olan serotonin herkesin yakından bildiği, insanda mutluluk ve canlılık hissi yaratan bir moleküldür. Serotoninin yapımında yüksek düzeyde triptofan amino asiti kullanılmaktadır. Çikolatada da yüksek düzeyde triptofan bulunduğundan çikolata tüketilince mutlu olmanın sebebinin serotonin düzeyindeki artışa bağlı olabileceği düşünülmektedir. İnsanlarda IDO1 geni tarafından sentezlenen İndolamin-pirol 2,3-dioksijenaz (IDO), triptofan metabolizmasındaki kilit enzim olduğundan son dönemde yapılan çalışmalar depresyon üzerinde önemli etkileri olabileceğine işaret etmektedir. Bunlar haricinde genetik yapı ve kalıtsal özellikler, diyabet, parkinson ya da otoimmün hastalık öyküsü gibi başka hastalıkların var olmasının ve bazı ilaç türlerinin de depresyona neden olabilecek ya da depresyonun seyrini ve şiddetini değiştirebilecek önemli faktörler olduğu kanıtlanmıştır. Tüm bunlar arasında elbette kişilik özellikleri ve travmatik olaylar, depresyona yakalanmak için önemli paya sahiptir. Tüm bu biyolojik ve psikolojik özelliklerin bileşimi belirtilerin süresi ve depresyon evreleri üzerinde belirleyici olan ana unsuru oluşturmaktadır.

Depresyonun nedenlerini gösteren bilgilendirici görsel: beyin kimyası, serotonin, genetik, hastalıklar, kişilik özellikleri ve travmatik olaylar gibi başlıca faktörler.

Depresyona yol açabilecek biyolojik ve psikolojik faktörleri anlatan görsel.

Depresyon Tanısına Yaklaşım

Depresyonun gelişiminde sadece psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik faktörlerin de rol oynağı bilinmektedir. Biyolojik faktörlerin laboratuvar tanısı artık mümkündür ve depresif hastalarda bireyselleştirilmiş tedaviler için yeni bir yaklaşım sağlar. Son dönemlerde kan, idrar ve tükürükten bakılabilen hormon ve nörotransmitter madde düzeylerinin depresyon tanısına ve şiddetine yüksek düzeyde bir başarıyla işaret edebileceği anlaşılmış olup, bu uygulamalar rutin olarak kullanılmaya başlamıştır.

Depresyon-anksiyete paneli testi nörotransmitter denen tüm bu hormon yapılarının metabolizmasını ayrıntılı bir şekilde ölçerek şikayetlerin kök nedenini saptayabilir.

Uygun ve zamanında tedaviyle depresyondan kurtulmak kolaydır. Bu noktada doğru, kesin ve hızlı tanı almak sürecin en önemli noktasıdır.

 


Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.

Çinko nedir?

Çinko (Zn) insan vücudunda demirden sonra en bol bulunan ikinci eser elementtir. Vücut tarafından üretilmediği için dışarıdan alınması gerekir. Hücrelerin yapısal ve fonksiyonel bütünlüğü için kritik rol oynar.

Yetişkin bir insanda ortalama 2-3 gr. çinko bulunmaktadır. Çinkonun %60’ı kaslarda, %5’i karaciğerde, %20-30’u kemikte ve %1.6’sı beyinde bulunur. Deri ve saçtaki çinko oranı %6 olup metabolizmaya katılamaz.

Çinko’nun faydaları nelerdir?

  • Bağışıklığı güçlendirir, viral enfeksiyonlara karşı savunmada rol oynar.
  • Saç, tırnak, cilt sağlığına katkıda bulunur.
  • Yara iyileşmesini hızlandırır.
  • Kemik mineral yoğunluğunu arttırır.
  • Sarı nokta hastalığının (makula dejenerasyonu) ilerlemesini yavaşlatır.
  • Görme kaybı riskini azaltır.
  • Serbest radikal oluşumunu azaltır, oksidatif stresten koruyucu rolü vardır. Bu özelliği ile kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır.
  • Merkezi sinir sistemi gelişiminde rol oynar.

Çinko eksikliği belirtileri nelerdir?

  • Saç dökülmesi
  • Cilt problemleri (kuru cilt, nasır)
  • Tırnaklarda beyaz lekeler
  • Yara iyileşmesinde gecikme
  • Büyüme ve gelişme geriliği
  • İştahsızlık
  • Koku ve tat duyusu bozukluğu
  • İnfertilite (kısırlık)
  • İshal ve solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere enfeksiyonlara yatkınlık görülebilir.

Çinko eksikliği neden olur?

Bazı besinler, vitaminler ve mineraller çinko emilimini etkileyerek çinko eksikliği veya fazlalığına neden olabilirler. Fitatlar, fosfatlar, lifli besinler, kalsiyum, oksalat, bakır, kadmiyum, inorganik demir, kalay ve toprak çinko emilimini azaltır. Hamilelik ve büyüme, gelişme dönemlerinde de çinko eksikliği görülebilir.

Çinko fazlalığı belirtileri nelerdir?

Aşırı çinko alımına bağlı olarak akut ve kronik çinko zehirlenmesi oluşabilmektedir. Çinko fazlalığı bakırın emilimini azaltarak bakır eksikliğine neden olabilir. Kanda yüksek çinko değerleri apoptozisi* inhibe edebilir.  (*Apoptozis;  mutant hasarlı veya işlevi olmayan hücrelerin uzaklaştırılması için gerekli biyolojik bir mekanizmadır.)

Kas krampları, mide bulantısı, kusma, ishal, baş ağrısı gibi belirtilere neden olabilir.

Çinko düzeyi nasıl ölçülür?

Çinkonun tamamına yakını hücre içinde bulunur. Rutin laboratuvar analizlerinde hücre dışında (serumda) yapılan değerlendirme yeterli değildir. Bu nedenle çinkonun hem hücre içi hem hücre dışı alanda çalışılması en hassas değerlendirmeyi sağlar.

 

Hemogram Testi Nedir?

Hemogram testi, tam kan sayımı olarak da bilinir ve kanın içindeki hücrelerin sayısını ve morfolojisini ölçer. Bu test, doktorların bir hastalık teşhisi koymak veya bir tedavinin nasıl ilerlediğini izlemek için kullanabilecekleri önemli bir testtir.

Hemogram testi, birçok farklı hücre türünü ölçer. Bunlar arasında kırmızı kan hücreleri (eritrositler), beyaz kan hücreleri (lökositler) ve trombositler (kan pulcukları) bulunur. Her bir hücre tipi için sayı, boyut, şekil ve diğer özellikler dahil olmak üzere bir dizi özellik ölçülür.

Hemogram testi nedir, hemogram kan tahlili sonuçları ve önemi – Biruni Laboratuvarı

Hemogram testi, kan hücrelerinin sayısını ve sağlığını değerlendiren temel kan tahlilidir.

Hemogram Testi Nasıl Yapılır?

Hemogram testi için, bir sağlık uzmanı hastanın kolundaki bir damarın içinden biraz kan alır. Kan numunesi daha sonra laboratuvara gönderilir ve hücre sayısı ve özellikleri ölçülür. Hemogram testi, genellikle hastanın aç veya tok karnına yapılabilir.

Hemogram testi, ağrısız bir işlemdir ve genellikle hızlı bir şekilde yapılır. Numunenin analizi birkaç saat veya birkaç gün sürebilir, ancak sonuçlar genellikle birkaç gün içinde hazırdır.

Hemogram Testinde Normal Değerler Nelerdir?

Hemogram testinde normal değerler, birçok faktöre bağlıdır, ancak aşağıdaki değerler genellikle kabul edilen normal aralıklardır:

  • Kırmızı kan hücreleri (eritrositler): Erkeklerde 4.5-5.5 milyon / μL, kadınlarda 4.0-5.0 milyon / μL
  • Hemoglobin: Erkeklerde 13.5-17.5 g / dL, kadınlarda 12.0-15.5 g / dL
  • Hematokrit: Erkeklerde% 38-50, kadınlarda% 34-45
  • Beyaz kan hücreleri (lökositler): 5.000-10.000 / μL
  • Trombositler: 150.000-450.000 / μL

Ancak, normal değerler hastadan hastaya değişebilir ve sonuçlar birçok farklı faktöre bağlıdır. Bu nedenle, herhangi bir anormallik görülen durumda doktor, sonuçları değerlendirerek hastanın durumuna göre bir teşhis koyar.

Hemogram Testi Nerede Yaptırılır?

Hemogram testi, birçok farklı sağlık kuruluşunda yapılabilir. Bunlar arasında hastaneler, klinikler, laboratuvarlar ve tıbbi merkezler bulunur. Hemogram testi genellikle kan tahlili yapabilen tüm sağlık kuruluşlarında yapılabilir.

Hemogram testi yaptırmak isteyen kişiler, doktorlarından veya sağlık uzmanlarından öneri alarak veya kendi başlarına bir tıbbi merkezde randevu alarak testi yaptırabilirler. Özellikle belirli bir sağlık sorunu olan kişiler, doktorları tarafından hemogram testi yapılması gerektiğinde bu testi yaptırmalıdırlar.

Sonuç

Hemogram testi, vücudumuzun kan hücrelerinin sayısını ve morfolojisini ölçen bir kan testidir. Hemogram testi, birçok farklı hücre türünü ölçer ve bu test sayesinde doktorlar hastalıkların teşhisini koymak veya bir tedavinin nasıl ilerlediğini izlemek için önemli bir test yapabilirler.

Hemogram testi yapmak için, bir sağlık uzmanı hastanın kolundaki bir damarın içinden biraz kan alır. Kan numunesi daha sonra laboratuvara gönderilir ve hücre sayısı ve özellikleri ölçülür. Hemogram testi, genellikle hastanın aç veya tok karnına yapılabilir.

Hemogram testinde normal değerler, birçok faktöre bağlıdır, ancak genellikle kabul edilen normal aralıklar, kırmızı kan hücreleri, hemoglobin, hematokrit, beyaz kan hücreleri ve trombositler için belirlenmiştir. Ancak, normal değerler hastadan hastaya değişebilir ve sonuçlar birçok farklı faktöre bağlıdır.

Hemogram testi, birçok farklı sağlık kuruluşunda yapılabilir. Hemogram testi yaptırmak isteyen kişiler, doktorlarından veya sağlık uzmanlarından öneri alarak veya kendi başlarına bir tıbbi merkezde randevu alarak testi yaptırabilirler.

 


Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.

Kolesterol Nedir?

kolesterol yüksekliği

Kolesterol Nedir?

Kolesterol, yağlar veya lipidler diye bilinen biyokimyasal maddelerden biridir. Hücre zarının temel bileşenlerinden biri olmasının yanı sıra kortizol, cinsiyet hormonları gibi bütün steroid hormonlar ile Vitamin D ve safra asitlerinin ham maddesidir. Vücutta yaklaşık % 70 kadarı (700 mg/gün) başta böbrek üstü bezleri, overler, testisler ve ince bağırsaklar olmak üzere bütün organlar tarafından sentezlenirken, kalan % 30’u (300 mg/gün) dışarıdan besinlerle alınır. Kolesterol ile diğer bir kan yağı olan trigliseritler organlar ve dokular arasında lipoproteinler denen kandaki özel yağ taşıyıcı proteinler tarafından taşınır. Lipoproteinler fiziksel özelliklerine göre beş alt gruba ayrılır. Bunlardan LDL ve HDL kısaltmalarıyla bilinenler en önemlileridir.

‘Kötü Kolesterol’ (LDL Kolesterol) Nedir?

LDL veya Düşük Yoğunluklu Lipoprotein’ler tarafından taşınan kolesterol kısaca LDL kolesterol ya da ‘kötü kolesterol’ diye bilinmektedir. Bunun nedeni LDL’yle taşınan kolesterolün atar damar duvarlarına yerleşip damar sertliğine (ateroskleroz) yol açacak daralmalara (aterom plakları) neden olmasıdır. Bu gelişmeler sonucunda kalp krizi, inme ve beyin kanaması gibi çeşitli kalp-damar hastalıkları ortaya çıkar.

 

‘İyi Kolesterol’ (HDL Kolesterol) Nedir?

HDL veya Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein’ler tarafından taşınan kolesterol kısaca HDL kolesterol ya da ‘iyi kolesterol’ diye adlandırılmaktadır. Bunun nedeni de HDL’nin organ dokulardaki kolesterolü toplayarak karaciğere taşımasıdır. Burada kolesterol safra asitlerine dönüştürülerek safra kesesi aracılığıyla ince bağırsaklara atılır ve vücuttan uzaklaştırılır. HDL sayesinde damar sertliği riski azalmakta ve yüksek HDL kolesterol düzeyleri kalp krizi, inme ve beyin kanamasına karşı koruyucu olmaktadır.

Kanda Kolesterol Neden Yükselir?

Kan kolesterol düzeyinin yüksek oluşu damar sertliği ve kalp hastalıkları başta olmak üzere çağımız insanının önemli sağlık problemlerinden biri haline gelmektedir. Bu nedenle kan kolesterol düzeyini belli sınırlar içinde tutmak birçok hastalığın ortaya çıkmasının önüne geçmektedir.

Kandaki kolesterol düzeyini etkileyen çok sayıda etken vardır. Kalıtım, tüketilen besinler, zararlı beslenme alışkanlıkları, stres, aşırı kilo gibi etkenler, LDL kolesterolü ve dolayısıla total kolesterolü yükseltmektedir. Yüksek kolesterollü diyet LDL kolesterol ve total kolesterol seviyelerini önemli oranda yükseltmektedir. Doymuş yağ asitlerini yüksek oranda içeren besinlerde kan kolesterol düzeyi artarken tekli doymamış yağların tüketiminde ise HDL kolesterol düzeyi artmaktadır.

Yüksek Kan Kolesterolü Belirti Verir mi?

Kanda kolesterol değerlerinin yükselmesi genellikle klinik bir belirti göstermez. Bu nedenle uzun yıllar boyunca fark edilmeyebilir. İleri aşamalarda ender de olsa göz kapaklarında, parmaklarda ve kas kirişlerinde yağ birikimi görülebilir.

Kan Kolesterolünün Alt Grupları Nasıl Tespit Edilir?

Kolesterol alt gruplarının düzeyleri Lipid Profili adı verilen kan testi ile belirlenebilir. Test sonuçlarının etkilenmemesi için 12 saatlik açlık gerekir. Alınan kan örneği ile total kolesterol, LDL, HDL ve trigliseritlerin kandaki miktarları belirlenir.

Daha hassas bir değerlendirme sunan NMR LipoComplete Testi ile lipoprotein alt gruplarının partikül çapı ve partikül sayısı belirlenebilir.

NMR LipoComplete Testi ile Lipoprotein Alt Gruplarının Belirlenmesi Hangi Durumlarda Önerilir?

  • Yüksek trigliserit, düşük HDL kolesterol ve normal LDL kolesterol düzeyleri olan hastalarda damar sertliğine neden olan lipoprotein fenotipinin belirlenmesi,
  • Koroner kalp hastalığı risk sınıflandırması,
  • Ailesel yüksek kolesterol tanısının doğrulanması,
  • Tip 2 diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom, polikistik over sendromu, gibi metabolik durumların tespiti ve izlenmesi,
  • diyaliz hastalarında koroner kalp hastalığı riskinin belirlenmesi,
  • Statin tedavisi ve tedavi izlenmesi,
  • Belirgin koroner kalp hastalığı olan ancak göze çarpmayan lipid profiline sahip bireylerde ve ailelerde teşhisin netleştirilmesi,
  • İlaç kullanımı, diyet ve yaşam tarzı değişikliklerinin incelenmesi.

Kan Kolesterol Düzeyinin Dengesi İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Dietle alınan kolesterolün damar sertliğine ve dolayısıyla kalp hastalıklarına yol açtığına dair varsayım ilk defa 1960’ların sonlarında öne sürüldükten sonra ABD’de günlük kolesterol tüketiminin sağlıklı kişiler için 300 mg’ı aşmaması ve yumurta tüketiminin de haftada üçü geçmemesi önerilmişti. Ancak, daha sonra yapılan deneysel araştırmalar ve bilimsel değerlendirmeler dietle alınan kolesterolün kan düzeylerini yükselttiği ve buna bağlı olarak kalp-damar hastalıkları riskini artırdığı varsayımını desteklememiştir. Araştırmalar dışarıdan alınan kolesterole bağlı olarak sentezin yavaşladığını, böylece vücuttaki toplam kolesterol miktarının dengede tutulduğunu göstermiştir. 2015-2020 yılları için yayınlanan Amerikalılar İçin Diet Rehberi (Dietary Guidelines for Americans), son bulgular ışığında günlük kolesterol alımını azami 300 mg’la sınırlayan öneriyi kaldırmıştı. Son olarak 2020-2025 yılları için yayınlanan rehberde de miktara değinilmeyip kolesterolden olabildiğince fakir sağlıklı, dengeli beslenme önerilmektedir.

Demir Eksikliği Nedir?

Demir Eksikliği Nedir? – Sesli Anlatım

Demir Eksikliği hakkında sesli bültenimizi dinlemek için aşağıdaki Media Player’a tıklayınız.

 

Demir eksikliği, vücutta dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinde (alyuvar) azalmaya yol açar. Kanda yeterli sayıda alyuvar hücresinin bulunmaması sonucu anemi dediğimiz durum ortaya çıkar.

Dünyada kadınların %35’inde, erkeklerin %20’sinde ve hamilelerin %50’sinde demir eksikliği anemisi görülür.

Nedenleri nelerdir?

Demir, vücutta üretilemeyen, düzenli olarak diyetle alınması gereken bir mineraldir. Vücutta demir ihtiyacının artması, demir kaybı, eksik demir alımı ya da demir emiliminde görülen problemler nedeniyle ortaya çıkabilir.

Eksik demir alımı ya da demir emilimi problemleri nedenleri

  • Vejetaryen beslenme şekli
  • Yetersiz ve dengesiz beslenme
  • Alınan demirin Çölyak gibi hastalıklar nedeniyle bağırsaklardan emilememesi
Demir eksikliği belirtileri, nedenleri ve tedavisi – Biruni Laboratuvarı

Demir eksikliği, yorgunluk ve kansızlığa yol açan önemli bir sağlık sorunudur.

Vücutta demir ihtiyacının arttığı durumlar

  • Gebelik
  • Emzirme dönemi
  • Büyüme çağında olmak
  • Ergenlik dönemi

Vücutta demir kaybı nedenleri

  • Kan kaybı
  • Adet kanamalarının şiddetli olması

Hangi şikayetlere neden olur?

Demir eksikliğini erken aşamada fark etmek zordur. Rutin sağlık kontrollerinde yapılan kan tahlilleri ile teşhis edilebilir. Demir eksikliğinde aşağıdaki belirtiler görülebilir.

  • Yorgunluk, güçsüzlük
  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • Algılama – öğrenme güçlüğü
  • Kalp çarpıntısı
  • Saç dökülmesi
  • Kuru cilt ve dudaklar
  • Kırılgan tırnaklar
  • El ve ayaklarda uyuşma
  • Sinirlilik

Sık Sorulan Sorular (SSS) – Demir Eksikliği ve Test Süreci

  1. Demir eksikliği testileri nedir?

    Demir eksikliği testleri, vücutta demir eksikliği olup olmadığını anlamak için yapılan testlerdir. Bu testlerle kandaki hemoglobin, hematokrit, serum demir ve demir bağlama kapasitesi (TIBC), ferritin ve gibi değerler ölçülür.

  2. Demir eksikliği testleri hangi parametreleri içerir?

    Genellikle aşağıdaki testler bir arada değerlendirilir:

  • Hemogram (Tam Kan Sayımı)
  • Hemoglobin ve Hematokrit düzeyi
  • Serum Demir düzeyi
  • Ferritin (vücut demir deposu göstergesi)
  • Total Demir Bağlama Kapasitesi (TIBC)
  • Transferrin Saturasyonu
  1. Test nasıl yapılır?

    Demir eksikliği testleri için yaklaşık 8-12 saatlik açlıkla kan örneği alınır

  2. Kimler demir eksikliği testi yaptırmalıdır?

    Aşağıdaki grupların test yaptırması önerilir:

  • Sürekli yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi yaşayan kişiler
  • Kadınlarda şiddetli veya düzensiz adet kanamaları olanlar
  • Gebe kadınlar
  • Çocuklar ve ergenlik dönemindeki gençler
  • Vejetaryen/vegan beslenen bireyler
  • Kronik hastalığı (örneğin Çölyak, ülseratif kolit) olanlar
  • Sürekli kan bağışı yapan kişiler
  1. Demir eksikliği testi sonuçları ne anlama gelir?

  • Düşük ferritin: Genellikle vücutta demir depolarının azaldığını  gösterir.
  • Düşük serum demir + yüksek TIBC: Klasik demir eksikliği bulgusudur.
  • Düşük hemoglobin: Anemiyi gösterir.
    Test sonuçları, bir uzman tarafından klinik belirtilerle birlikte değerlendirilmelidir.
  1. Test sonucu düşük çıkarsa ne yapılmalı?

    Eğer test sonucu demir eksikliği gösteriyorsa, doktorunuz size özel bir tedavi planı oluşturur. Bu genellikle demir takviyesi, beslenme düzenlemesi ve altta yatan nedenin tedavisini içerir.

 

 


 

 

 

Web sitemizde yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlıkla ilgili sorularınız, şüpheleriniz veya tedavi süreçleriniz için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Buradaki bilgiler tıbbi tanı ve tedavi yerine geçmez.

LDH (Laktat Dehidrogenaz)

LDH (Laktat Dehidrogenaz)

LDH (Laktat dehidrogenaz) vücutta şekerden enerji elde etmek için kullanılan bir tür enzimdir. Karaciğer, kalp, pankreas, böbrekler, iskelet kasları, lenf dokusu ve kan hücreleri olmak üzere vücuttaki çoğu organ ve dokuda mevcuttur.

Hücre, doku ya da organ hasarı olduğunda hücrelerden salınan LDH kan dolaşımına geçer. Bu nedenle vücuttaki hasarın bir belirteci olarak LDH testinden yararlanılabilir.

LDH yüksekliği ne anlama gelir?

LDH yüksekliği doku ya da organ hasarını gösterir. Bazı ilaçların kullanımı ve yapılan yoğun egzersizler hafif derecede LDH yüksekliğine sebep olabilir.

LDH yüksekliğine neden olan hastalıklar aşağıda listelenmiştir.

  • Enfeksiyonlar
  • Anemiler (kansızlık)
  • Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıkları
  • Kalp yetmezliği, kalp krizi
  • Kas hastalıkları
  • Akciğer damarlarında tıkanıklık
  • Beyin damarları tıkanıklığına bağlı serebrovasküler hastalıklar ve inme
  • Bazı kanser türleri

LDH düşüklüğü ne anlama gelir?

LDH düşüklüğü sık rastlanan bir durum değildir. Genellikle bir sorunun varlığına işaret etmez. Bol miktarda alınan C vitamini takviyesi de düşük LDH düzeyinin sebebi olabilir.

 

Potasyum Nedir, Ne İşe Yarar?

Potasyum Nedir, Ne İşe Yarar?

Potasyum, vücudun sağlıklı çalışabilmesi için gerekli olan bir mineraldir. Sodyum ile birlikte çalışarak sıvı dengesini sağlar. Kalp dahil tüm kasların aktivitesi için potasyuma ihtiyaç vardır. Besin maddelerinin hücrelere taşınmasına ve atık ürünlerin de hücre dışına çıkarılmasına yardımcı olur. Vücudumuzdaki potasyumun büyük bir çoğunluğu (%98) hücre içinde bulunur.

Potasyum Testi, vücutta elektrolit dengesizliğinin değerlendirilmesine yardımcı olur.

Potasyum yüksekliği ne anlama gelir?

Tıbbi adı hiperkalemi olan potasyum yüksekliği, direkt olarak böbrek ve kalp sağlığını olumsuz etkiler. Genellikle böbrek fonksiyonları yetersizliğine ve bazı metabolik rahatsızlıklara bağlı olarak gelişir.

Potasyum yüksekliği hangi şikayetlere neden olur?

  • Kalp çarpıntısı
  • Kalp ritmi bozukluğu
  • Solunum güçlüğü
  • Kaslarda zayıflık
  • Kas krampları
  • Felç
  • El ve ayaklarda uyuşma
  • Bilinç bozuklukları
  • Yorgunluk, halsizlik

Potasyum eksikliği ne anlama gelir?

Tıbbi adı hipokalemi olan potasyum eksikliği, genellikle yaşlılık ve bazı kronik hastalıklarla ilişkilidir. Kusma, ishal, idrar söktürücü ilaçların kullanımı, aşırı terlemek potasyum eksikliğine neden olabilir. Primer hiperaldosteronizm (Hipertansiyona neden olan hormonal bir hastalık) de potasyum eksikliği nedenlerindendir.

Potasyum eksikliği hangi şikayetlere neden olur?

  • İştahsızlık
  • Kalp çarpıntısı
  • Kalp ritmi bozukluğu
  • Kas krampları
  • Solunum güçlüğü
  • El ve ayaklarda uyuşma
  • Kilo vermede zorluk

TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon)

 

TSH Nedir?

TSH, “Tiroid Uyarıcı Hormon”un kısaltmasıdır. TSH testi, kanınızdaki tiroit hormonu seviyelerini ölçmek için kullanılan bir testtir. TSH testi aynı zamanda tirotropin testi olarak da bilinir. Bu test, tiroit bezinin ne kadar iyi çalıştığını belirlemek için yapılır.

TSH Testi Nedir?

TSH testi, tiroid bezinin faaliyetini değerlendirmenin önemli bir yoludur. Bu test, TSH seviyelerinin yüksek veya düşük olduğu durumları belirlemeye yardımcı olur. TSH seviyeleri, yaş, cinsiyet, hamilelik gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Örneğin, hamilelik sırasında TSH seviyeleri ikinci ve üçüncü trimesterde artar.

Tiroid Testi Nedir?

Tiroid testleri, tiroid sorunlarının erken teşhisinde ve tedavisinde büyük bir rol oynar. Bu testler, tiroit fonksiyonundaki anormallikleri tespit ederek doktorlara doğru tanı ve tedavi yöntemlerini belirleme imkanı sağlar. Tiroid sorunları, enerji düzeylerini, kilo kontrolünü, ruh halini ve genel sağlığı etkileyebilir. Dolayısıyla tiroid testleri düzenli olarak yapılmalı ve sonuçlar doktor tarafından dikkatle incelenmelidir.

Tiroid Bezi Testi 

Tiroid Bezi Testi, Tiroid Sağlığınızı Kontrol Etmenin Önemli Bir Yoludur. Tiroid bezinin sağlıklı çalışması, genel sağlığınızı etkileyen önemli bir faktördür. Tiroid bezi testi, tiroid fonksiyonunuzu değerlendirmenin etkili bir yoludur. Bu test, kanınızdaki tiroid hormon seviyelerini kontrol ederek tiroid sağlığınız hakkında bilgi sağlar. Tiroid bezi testi düzenli olarak yapılmalı ve sonuçları doktorunuzla paylaşılmalıdır. Bu test, tiroid sorunlarının erken teşhis edilmesine ve uygun tedavinin başlatılmasına yardımcı olur. Tiroid sağlığınızı korumak için Tiroid Bezi Testi’nin önemini unutmayın.

Tiroid Fonksiyon Testi 

Tiroid Fonksiyon Testi, Sağlıklı Bir Tiroid Fonksiyonu İçin Önemli Bir Aracıdır. Tiroid bezinin doğru çalışması, vücudunuzun enerji düzeyini, metabolizmayı ve diğer önemli işlevleri düzenlemesinde kritik bir rol oynar. Tiroid fonksiyon testi, tiroid bezinin sağlıklı bir şekilde çalışıp çalışmadığını değerlendirmek için kullanılan bir testtir. Bu test, kanınızdaki tiroid hormonlarının seviyelerini ölçer. Tiroid fonksiyon testi, tiroid sorunlarının erken teşhis edilmesine yardımcı olur ve uygun tedavinin başlatılmasına olanak tanır. Bu test, TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon), serbest tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) gibi parametreleri içerir. Tiroid fonksiyon testi düzenli olarak yapılmalı ve doktorunuzla sonuçlarınızı değerlendirmelisiniz. Tiroid sağlığınızı korumak ve potansiyel tiroid sorunlarını tespit etmek için Tiroid Fonksiyon Testi’nin önemini unutmayın.

TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon)

TSH hipofiz bezinden salgılanır ve tiroid bezinden tiroid hormonlarının (T4 ve T3) yapılmasını sağlar.

TSH testi ile tiroid bezi hormonlarının yeterli salgılanıp salgılanmadığı, doğru çalışıp çalışmadığı değerlendirilir. Tiroid bezi normalden fazla çalıştığında hipertiroidi, normalden az çalıştığında hipotiroidi varlığından söz edilebilir.

TSH yüksekliği ne anlama gelir?

TSH yüksekliği, tiroid bezinin az çalıştığını, hipofiz bezi tümörlerini ya da tiroid tedavisi alan hastalarda ilaçlardan yararlanım ile ilgili sorunların olduğunu göstermektedir.

TSH yüksekliği hangi şikayetlere neden olur?

Tiroid hormonları, vücutta birçok sistemin metabolizmasını düzenlediği için, birçok sisteme bağlı belirti ve bulgular görülebilir. En sık karşılaşılan şikayetler aşağıdaki gibidir.

  • Halsizlik,
  • Yorgunluk,
  • Unutkanlık,
  • Depresyon,
  • Kolay üşüme,
  • Cilt kuruluğu,
  • Saç dökülmesi,
  • Kilo alma, kilo verememe,
  • Kabızlık,
  • Göz etrafında şişlik,
  • Kolesterol yüksekliği,
  • Ses kısıklığı,
  • Cinsel isteksizlik,
  • Kadınlarda adet düzensizliği
  • Kısırlık

TSH düşüklüğü ne anlama gelir?

TSH düşüklüğü, tiroid bezinin aşırı fonksiyon gösterdiğini ve fazla tiroid hormonu sentezlendiğini gösterir. Bun bağlı olarak metabolizma hızında artış görünür.

TSH düşüklüğü hangi şikayetlere neden olur?

  • Çarpıntı
  • Yüksek tansiyon
  • Terleme
  • Sinirlilik
  • Huzursuzluk
  • Sıcak ve nemli deri
  • Sıcağa tahammülsüzlük
  • Kilo kaybı (İştahın iyi olmasına rağmen zayıflama)
  • Ellerde titreme
  • Saçlarda incelme, kırılma ve dökülme
  • Derinin incelmesi
  • Geçmeyen ishal
  • Göz bulguları (gözlerde büyüme)
  • Parlak ışığa duyarlılık
  • Uykusuzluk
  • Adet düzensizliği, adet görememe
  • Guatr (Tiroid bezinin büyümesi)

Evde Tiroid Testi 

Tiroid fonksiyonlarını hızlı ve kolay bir şekilde kontrol ettirmek için Evde Tiroid Testi mobil hizmetimizden yararlanabilirsiniz. Evde Tirod Testi hizmetinden yararlanmak için lütfen ” Randevu Formunu ” doldurun. En kısa sürede uzmanlarımız size ulaşacaktır. Mobil Sağlık Hizmetimiz rahatlığı ve gizliliği nedeniyle tercih edilen bir yöntemdir. Unutmayın, tiroid sorunlarının erken teşhis ve tanısı Tiroid Testleri ile mümkün olur.