Kandida, insan vücudunda doğal olarak bulunan bir tür maya mantarıdır. Vücutta birçok bölgede ama özellikle bağırsak, ağız ve ciltte bulunur. Normal şartlarda belirli sayılarda bulunduğunda zararsız olan bu mantar, vücudun bağışıklık sistemi zayıfladığında artıp enfeksiyonlara neden olabilir. Kandida enfeksiyonları, ağızda “pamukçuk”, genital bölgede “vajinal mantar enfeksiyonu” ve daha ciddi durumlarda “sistemik kandidiyazise” neden olabilir.
Kandida Belirtileri Nelerdir?
Candida enfeksiyonlarının belirtileri enfeksiyonun bulunduğu yere göre değişir:
Oral Kandidiyazis (Pamukçuk):
Ağız içinde beyaz, kremsi lezyonlar
Ağrı ve hassasiyet
Tat kaybı
Ağız köşelerinde çatlaklar
Vajinal Kandidiyaz:
Yoğun kaşıntı ve yanma
Yoğun, beyaz, peynirimsi akıntı
Cinsel ilişki sırasında ağrı
Vajinal bölgedeki deride kızarıklık ve şişlik
Cilt Kandidiyazı:
Kızarıklık ve kaşıntı
Deride döküntüler
Deri kıvrımlarında nemli, beyazımsı plaklar
Sistemik Kandidiyaz:
Ateş ve titreme
Kas ve eklem ağrıları
Yoğun yorgunluk
Ciddi vakalarda organ yetmezliği
Kandida Türleri Nelerdir?
Kandida ailesinde birçok farklı tür bulunur, ancak en yaygın olanları şunlardır:
Candida albicans:
En sık rastlanan türdür ve genellikle pamukçuk ve vajinal enfeksiyonlara neden olur.
Candida glabrata:
Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde daha sık görülür.
Candida tropicalis:
Diyabetik hastalarda ve bağışıklık sistemi zayıf olanlarda yaygındır.
Candida parapsilosis:
Yenidoğanlarda ve hastane kaynaklı enfeksiyonlarda görülür.
Candida krusei:
Bazı antifungal ilaçlara dirençli olması nedeniyle tedavisi zordur.
Kandida Neden Olur?
Kandida enfeksiyonlarının birçok nedeni olabilir:
Antibiyotik Kullanımı:
Antibiyotikler, vücuttaki yararlı bakterileri öldürerek Kandida’nın aşırı büyümesine neden olabilir.
Bağışıklık Sistemi Zayıflığı:
HIV/AIDS, kanser tedavileri veya organ nakli gibi durumlar bağışıklık sistemini zayıflatır.
Hormonal Değişiklikler:
Hamilelik, doğum kontrol hapları veya hormon replasman tedavisi gibi hormonal değişiklikler Kandida enfeksiyonlarını tetikleyebilir.
Diyabet:
Yüksek kan şekeri seviyeleri Kandida’nın büyümesi için uygun bir ortam sağlar.
Kötü Hijyen ve Nemli Ortamlar:
Özellikle deri kıvrımlarında nemli ve hijyenik olmayan koşullar Kandida enfeksiyonlarına zemin hazırlar.
Kandida Nasıl Teşhis Edilir?
Maya ve küfler yapışkan özelliklerinden dolayı tek seferlik dışkı örneklemesinde dışkının analiz edilen bölümünde bulunmayabilir ve bu durumda dışkı örnek analizinde saptanamaz En az art arda 3 örnekleme ile analiz tekrar edilmelidir. Bu nedenle mikrobiyom incelemesinde tek örnekleme ile mantar saptanmaması candida kolonizasyonunu ekarte ettirmez. Kişinin klinik bulguları devam ediyor ise idrar “D arabinitol testi” ile Kandida metabolitleri idrarda tespit edilebilir. Kandida suşlarının idrar ile atılan en patojen metaboliti D-arabinitoldür. İnvaziv Kandida enfeksiyonlarının tanısı için “D-arabinitol” iyi bir gösterge olabilir.
Kandida Nasıl Önlenir?
Kandida enfeksiyonlarını önlemek için aşağıdaki adımlar atılabilir:
Dengeli Beslenme:
Şeker ve rafine karbonhidrat alımını azaltarak sağlıklı bir diyet izlemek, Kandida artışını kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.
Bağışıklık Sistemini Güçlendirme:
Düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stres yönetimi, bağışıklık sistemini güçlü tutar.
Hijyen:
Özellikle genital bölge ve deri kıvrımlarının temiz ve kuru tutulması önemlidir.
Antibiyotik Kullanımı:
Antibiyotiklerin gereksiz ve aşırı kullanımından kaçınılmalıdır.
Giysi Seçimi:
Pamuklu ve hava alan giysiler giymek, nemli ortamların oluşmasını engeller.
Kandida Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kandida enfeksiyonu bulaşıcı mıdır?
Kandida genellikle bulaşıcı değildir, ancak vajinal kandidiyazis cinsel yolla bulaşabilir.
Kandida diyeti nedir?
Kandida diyeti, şeker, gluten , süt ürünleri ve maya içeren yiyeceklerin kısıtlandığı bir diyet türüdür. Amaç, kandida’nın büyümesini kontrol altında tutmaktır.
Kandida enfeksiyonları tekrarlayabilir mi?
Evet, özellikle altta yatan bir sağlık sorunu varsa veya yaşam tarzı değişiklikleri yapılmazsa enfeksiyonlar tekrarlayabilir.
Candida enfeksiyonları, doğru önlemler alındığında ve gerekli tedaviler uygulandığında genellikle kontrol altına alınabilir. Ancak, altta yatan sağlık sorunları veya yaşam tarzı faktörleri göz önünde bulundurulmalı ve uzun vadeli bir yaklaşım benimsenmelidir.
https://biruni.com.tr/wp-content/uploads/2024/06/Dunya-Cevre-Gunu.jpg20002000Halis Kenan Yılmazhttps://biruni.com.tr/wp-content/uploads/2024/01/Biruni_Logo.pngHalis Kenan Yılmaz2024-06-05 15:01:522024-11-11 09:03:05Dünya Çevre Günü
Alerjik hastalıkların görülme sıklığında son yıllarda büyük bir artış yaşanmaktadır. Bu artışın altında yatan en önemli nedenler arasında genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler, gıda katkı ve boya maddeleri, kimyasallar gibi vücuda yabancı maddelerin günlük hayatımıza daha fazla dahil olması ve koruyucu mikrobiyal floramızın zayıflaması bulunmaktadır. Özellikle batı toplumlarında alerjik hastalıkların artış gösterdiği bildirilmektedir. Bu durum, şehirleşme ve modern yaşam tarzıyla birlikte küçük yaştaki çocukların mikroorganizmalarla daha az karşılaşmasını ifade eden “hijyen teorisi” ile açıklanmaktadır.
Probiyotiklerin Mikrobiyota Üzerindeki Önemi
Probiyotikler, bağırsakta bulunan koruyucu mikrobiyota bariyerini güçlendirir. Bu sayede, bağırsak geçirgenliğini azaltarak alerjik protein yapılarının dolaşıma geçişini engellerler. Ayrıca, probiyotikler, bağırsak yüzeyini yabancı maddelere, toksinlere ve mikroplara karşı koruyan salgısal IgA antikor üretimini artırarak mukoza bağışıklığını da güçlendirirler.
Mikrobiyota ve Alerji İlişkisi
Alerji gelişen çocukların dışkı florası incelendiğinde, mikrobiyota biyoçeşitliliğinin ve yararlı bakterilerin azaldığı görülmüştür. Clostridia sınıfı bakterilerin gıda alerjilerine karşı koruyucu etkileri olduğu düşünülmektedir. Alerjik bünyeye sahip çocuklara dost bakterilerden olan Lactobacillus rhamnosus GG (LGG) ve Bifidobacterium Lactis (Bb-12) içeren besinler verildiğinde, alerji semptomlarının daha kolay kontrol altına alınabileceği belirtilmektedir. Gebelerde ve yeni doğanlara LGG verildiğinde, ileriki dönemlerde alerjik cilt hastalığı gelişme oranında %50 azalma saptanmıştır.
Bazı mikrobiyal bakterilerin veya metabolitlerinin, alerjileri önlemek veya tersine çevirmek amacıyla biyolojik tedavi aracı olarak kullanımı üzerine çok sayıda çalışma devam etmektedir. Bu araştırmalar, mikrobiyotanın alerjik hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki potansiyel rolünü ortaya koymayı hedeflemektedir.
Kaynak:
Mariona Pascal ve diğerleri. “Microbiome and Allergic Diseases.” Frontiers in Immunology, 2018. doi: 10.3389/fimmu.2018.01584.
https://biruni.com.tr/wp-content/uploads/2024/06/alerjik-hastaliklar-ve-mikrobiyota-3.png7001200İskender Maraşhttps://biruni.com.tr/wp-content/uploads/2024/01/Biruni_Logo.pngİskender Maraş2024-06-05 12:04:452024-11-11 09:03:06Alerjik Hastalıkların Artışı ve Mikrobiyota
Geleceğin Bilim İnsanları Görünenin Ötesi Sergisi’nde Buluştu!
Halil Atamavcı İlkokulu, Necatibey İlkokulu, Göztepe İlkokulu ve Okyanus Koleji’nin değerli öğrencileri ve öğretmenleri, Görünenin Ötesi Sergimizde bizimle beraber oldular.
Çocukların merakını ve keşfetme arzularını görmek bizim için tarifsiz bir mutluluktu.
Sergi Bilgileri:
📅 Tarih: 14 Mart 2024’ten itibaren
🕛 Ziyaret Saati: 12:00 – 16:00
📍 Yer: Barbaros Mah. Fesleğen Sok. No:1/C Ağaoğlu My Office İş Merkezi 3B Ataşehir (Biruni Laboratuvarı Ataşehir-1 Şubesi)
👶 Yaş: Tüm yaş gruplarına açık, uygulamalı alanlar 6 yaş ve üzeri çocuklara yönelik
💸 Ücret: Sergimiz randevu alınarak ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir.
📞 Bilgi ve randevu için: 0850 241 77 88
Çocuklarınızı eğlenceli ve eğitici bir bilim yolculuğuna davet ediyoruz.
Adrenal Stres , vücudun fiziksel ve psikolojik stres ile başa çıkma durumunun değerlendirilmesidir.
Kortizol, metabolizmanın birçok basamağında, özellikle protein, karbonhidrat ve yağ metabolizmasında rol alan, vücudun fiziksel ve psikolojik stres faktörlerine yanıt veren, inflamasyonu, kan şekerini ve kan basıncını kontrol eden, sinir sistemi, beyin fonksiyonları ve bağışıklık sistemi için önemli bir katabolizan hormondur.
DHEA ise kortizol ile birlikte çalışan ve protein, karbonhidrat ve yağların metabolizmasında rol oynayan, kan şekeri, kan basıncı, immün fonksiyon, kilo kontrolü ve hormon üretiminde önemli rol oynayan anabolizan bir hormondur. Bu iki hormonun dengede olması sağlık açısından önemlidir; hormonlardan birinin azlığı veya fazlalığı çeşitli hastalıklara neden olabilir.
Sağlıklı kişilerde, kortizol seviyeleri sabah pik yapar ve gün içinde azalarak saat 14.00-15.00 arasında en düşük seviyelerine iner, bu durum diurnal patern olarak adlandırılır. Kortizol düzeyleri sabah uyanmaya yakın artmaya başlar ve uyandıktan yaklaşık 30-45 dakika sonra hızlı bir pik yaparak ortalama kortizol artışının %50’sine ulaşır, bu durum Kortizol Uyanma Yanıtı (Cortisol Awakening Response – CAR) olarak tanımlanır. İnsomnia, uyku bozuklukları, hafıza kaybı, beyin sisi, konfüzyon, depresyon, anksiyete, yüksek kan şekeri, artmış insülin, tatlı yeme isteği, kilo alma (özellikle santral), yorgunluk, gastrointestinal disfonksiyon, sempatik yanıtın uzamasına bağlı yetersiz sindirim ve emilim, irritabilite, gece terlemeleri, hipertansiyon, bozulmuş immünite, düşük DHEA, progesteron, östrojen, testosteron (“kortizol kaçışı”, “pregnenolon kaçışı”) ve osteopeni/osteoporoz bu aksın disfonksiyonu nedeniyle ortaya çıkabilir.
Sistemik enfeksiyonlar, uykusuzluk gibi akut stres yaratan durumlar, alkolizm, hormon replasman tedavisi (HRT), oral kontraseptif kullanımı ve gebelik (artmış östrojen düzeyleri kortizol bağlayıcı globülin artışına neden olur), bazı ilaçlar (kortizon, antikonvülzanlar, amfetaminler), 5-HTP takviyesi tükürük kortizolünde artışa neden olabilir. Cushing sendromu, aşırı kafein tüketimi, hipertiroidizm ve örnek toplanmadan önce egzersiz yapılması HPA aksında disfonksiyona neden olabilir. Hipotalamopituitoadrenal (HPA) aks homeostazını bozan birçok hastalıkta kortizol paternleri bozulur. Depresyon, demans, post-travmatik stres bozukluğu (PTSB), kronik yorgunluk sendromu, diabetes mellitus, alkolizm, visseral adipozite, polikistik over, akut hastalıklar, sistemik hastalıklar ve multipl organ yetmezliği en belirgin örneklerdir.
Biruni Sağlıklı Yaşam Uzmanı
Biruni Sağlıklı Yaşam Laboratuvarı Danışmanı ve Klinik Biyokimya Uzmanı Dr. Süreyya Şahinoğlu, Adrenal Stres Profili’nin neleri analiz ettiğini ve bunun sağlığımız için önemini anlatıyor.
○ Bağışıklık sisteminin düzgün çalışması
○ Metabolizma ve kilo dengesi
○ Çocuklarda beyin gelişimi
○ Tiroid hormonlarının fonksiyonu
○ Üreme fonksiyonları
İdrarda İyot Testi ile iyot düzeyi ölçülerek uygun beslenme ve takviyelerle iyot eksikliği önlenebilir.
1-7 Haziran İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası
https://biruni.com.tr/wp-content/uploads/2024/06/25-Mayis-Dunya-Tiroid-Gunu.jpg10801080Halis Kenan Yılmazhttps://biruni.com.tr/wp-content/uploads/2024/01/Biruni_Logo.pngHalis Kenan Yılmaz2024-05-25 16:02:042024-11-11 09:03:0725 Mayıs Dünya Tiroid Günü
Kandida Mantarı (Candida Albicans) Nedir?
/in Faydalı Bilgilerİçindekiler
Kandida, insan vücudunda doğal olarak bulunan bir tür maya mantarıdır. Vücutta birçok bölgede ama özellikle bağırsak, ağız ve ciltte bulunur. Normal şartlarda belirli sayılarda bulunduğunda zararsız olan bu mantar, vücudun bağışıklık sistemi zayıfladığında artıp enfeksiyonlara neden olabilir. Kandida enfeksiyonları, ağızda “pamukçuk”, genital bölgede “vajinal mantar enfeksiyonu” ve daha ciddi durumlarda “sistemik kandidiyazise” neden olabilir.
Kandida Belirtileri Nelerdir?
Candida enfeksiyonlarının belirtileri enfeksiyonun bulunduğu yere göre değişir:
Oral Kandidiyazis (Pamukçuk):
Vajinal Kandidiyaz:
Cilt Kandidiyazı:
Sistemik Kandidiyaz:
Kandida Türleri Nelerdir?
Kandida ailesinde birçok farklı tür bulunur, ancak en yaygın olanları şunlardır:
Candida albicans:
En sık rastlanan türdür ve genellikle pamukçuk ve vajinal enfeksiyonlara neden olur.
Candida glabrata:
Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde daha sık görülür.
Candida tropicalis:
Diyabetik hastalarda ve bağışıklık sistemi zayıf olanlarda yaygındır.
Candida parapsilosis:
Yenidoğanlarda ve hastane kaynaklı enfeksiyonlarda görülür.
Candida krusei:
Bazı antifungal ilaçlara dirençli olması nedeniyle tedavisi zordur.
Kandida Neden Olur?
Kandida enfeksiyonlarının birçok nedeni olabilir:
Antibiyotik Kullanımı:
Antibiyotikler, vücuttaki yararlı bakterileri öldürerek Kandida’nın aşırı büyümesine neden olabilir.
Bağışıklık Sistemi Zayıflığı:
HIV/AIDS, kanser tedavileri veya organ nakli gibi durumlar bağışıklık sistemini zayıflatır.
Hormonal Değişiklikler:
Hamilelik, doğum kontrol hapları veya hormon replasman tedavisi gibi hormonal değişiklikler Kandida enfeksiyonlarını tetikleyebilir.
Diyabet:
Yüksek kan şekeri seviyeleri Kandida’nın büyümesi için uygun bir ortam sağlar.
Kötü Hijyen ve Nemli Ortamlar:
Özellikle deri kıvrımlarında nemli ve hijyenik olmayan koşullar Kandida enfeksiyonlarına zemin hazırlar.
Kandida Nasıl Teşhis Edilir?
Maya ve küfler yapışkan özelliklerinden dolayı tek seferlik dışkı örneklemesinde dışkının analiz edilen bölümünde bulunmayabilir ve bu durumda dışkı örnek analizinde saptanamaz En az art arda 3 örnekleme ile analiz tekrar edilmelidir. Bu nedenle mikrobiyom incelemesinde tek örnekleme ile mantar saptanmaması candida kolonizasyonunu ekarte ettirmez. Kişinin klinik bulguları devam ediyor ise idrar “D arabinitol testi” ile Kandida metabolitleri idrarda tespit edilebilir. Kandida suşlarının idrar ile atılan en patojen metaboliti D-arabinitoldür. İnvaziv Kandida enfeksiyonlarının tanısı için “D-arabinitol” iyi bir gösterge olabilir.
Kandida Nasıl Önlenir?
Kandida enfeksiyonlarını önlemek için aşağıdaki adımlar atılabilir:
Dengeli Beslenme:
Şeker ve rafine karbonhidrat alımını azaltarak sağlıklı bir diyet izlemek, Kandida artışını kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.
Bağışıklık Sistemini Güçlendirme:
Düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stres yönetimi, bağışıklık sistemini güçlü tutar.
Hijyen:
Özellikle genital bölge ve deri kıvrımlarının temiz ve kuru tutulması önemlidir.
Antibiyotik Kullanımı:
Antibiyotiklerin gereksiz ve aşırı kullanımından kaçınılmalıdır.
Giysi Seçimi:
Pamuklu ve hava alan giysiler giymek, nemli ortamların oluşmasını engeller.
Kandida Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kandida enfeksiyonu bulaşıcı mıdır?
Kandida diyeti nedir?
Kandida enfeksiyonları tekrarlayabilir mi?
Candida enfeksiyonları, doğru önlemler alındığında ve gerekli tedaviler uygulandığında genellikle kontrol altına alınabilir. Ancak, altta yatan sağlık sorunları veya yaşam tarzı faktörleri göz önünde bulundurulmalı ve uzun vadeli bir yaklaşım benimsenmelidir.
İntestinal Mikrobiyom Testi
/in HaberlerAlerjik çocuklarda bağırsak florası incelendiğinde faydalı bakterilerin azaldığı gözlenmiştir.
İntestinal Mikrobiyom Testi, kişisel bağırsak florasını tespit ederek probiyotik ve prebiyotik önerilerinde bulunur.
#BiruniLaboratuvarı #TıbbiTahlilLaboratuvarı #Mikrobiyota #Alerji
Dünya Diyetisyenler Günü
/in HaberlerSağlıklı yaşama yaptığı katkılarla hayatı daha güzel kılan tüm diyetisyenlerin
Dünya Diyetisyenler Günü Kutlu Olsun!
“Biruni Sağlıklı Yaşam Laboratuvarı” olarak ihtiyaç duyduğunuz her an yanınızdayız.
#BiruniLaboratuvarı #TıbbiTahlilLaboratuvarı #Diyet #Diyetisyen #SağlıklıYaşam
Dünya Çevre Günü
/in HaberlerKüçük bir tohum geleceğimize dair büyük umutlarla büyür.
Çocuklarımızın çevre bilinciyle, küçük tohumlar büyük ormanlara dönüşür.
Çöpler ve Geri Dönüşüm kitabıyla minik hastalarımızın çevre bilincine katkıda bulunmaya önem veriyoruz.
Türkiye’nin Sıfır Atık Belgeli İlk Tıbbi Laboratuvarı
Yürütmüş olduğumuz tüm sürdürülebilirlik çalışmalarımıza profilimizde yer alan linkten ulaşabilirsiniz.
5 Haziran Dünya Çevre Günümüz Kutlu Olsun!
#BiruniLaboratuvarı #TıbbiTahlilLaboratuvarı #ÇevreGünü #SıfırAtık #Laboratuvar
Alerjik Hastalıkların Artışı ve Mikrobiyota
/in Faydalı BilgilerAlerjik hastalıkların görülme sıklığında son yıllarda büyük bir artış yaşanmaktadır. Bu artışın altında yatan en önemli nedenler arasında genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler, gıda katkı ve boya maddeleri, kimyasallar gibi vücuda yabancı maddelerin günlük hayatımıza daha fazla dahil olması ve koruyucu mikrobiyal floramızın zayıflaması bulunmaktadır. Özellikle batı toplumlarında alerjik hastalıkların artış gösterdiği bildirilmektedir. Bu durum, şehirleşme ve modern yaşam tarzıyla birlikte küçük yaştaki çocukların mikroorganizmalarla daha az karşılaşmasını ifade eden “hijyen teorisi” ile açıklanmaktadır.
Probiyotiklerin Mikrobiyota Üzerindeki Önemi
Probiyotikler, bağırsakta bulunan koruyucu mikrobiyota bariyerini güçlendirir. Bu sayede, bağırsak geçirgenliğini azaltarak alerjik protein yapılarının dolaşıma geçişini engellerler. Ayrıca, probiyotikler, bağırsak yüzeyini yabancı maddelere, toksinlere ve mikroplara karşı koruyan salgısal IgA antikor üretimini artırarak mukoza bağışıklığını da güçlendirirler.
Mikrobiyota ve Alerji İlişkisi
Alerji gelişen çocukların dışkı florası incelendiğinde, mikrobiyota biyoçeşitliliğinin ve yararlı bakterilerin azaldığı görülmüştür. Clostridia sınıfı bakterilerin gıda alerjilerine karşı koruyucu etkileri olduğu düşünülmektedir. Alerjik bünyeye sahip çocuklara dost bakterilerden olan Lactobacillus rhamnosus GG (LGG) ve Bifidobacterium Lactis (Bb-12) içeren besinler verildiğinde, alerji semptomlarının daha kolay kontrol altına alınabileceği belirtilmektedir. Gebelerde ve yeni doğanlara LGG verildiğinde, ileriki dönemlerde alerjik cilt hastalığı gelişme oranında %50 azalma saptanmıştır.
Bazı mikrobiyal bakterilerin veya metabolitlerinin, alerjileri önlemek veya tersine çevirmek amacıyla biyolojik tedavi aracı olarak kullanımı üzerine çok sayıda çalışma devam etmektedir. Bu araştırmalar, mikrobiyotanın alerjik hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki potansiyel rolünü ortaya koymayı hedeflemektedir.
Kaynak:
Mariona Pascal ve diğerleri. “Microbiome and Allergic Diseases.” Frontiers in Immunology, 2018. doi: 10.3389/fimmu.2018.01584.
Görünenin Ötesi Sergisi
/in HaberlerGeleceğin Bilim İnsanları Görünenin Ötesi Sergisi’nde Buluştu!
Halil Atamavcı İlkokulu, Necatibey İlkokulu, Göztepe İlkokulu ve Okyanus Koleji’nin değerli öğrencileri ve öğretmenleri, Görünenin Ötesi Sergimizde bizimle beraber oldular.
Çocukların merakını ve keşfetme arzularını görmek bizim için tarifsiz bir mutluluktu.
Sergi Bilgileri:
📅 Tarih: 14 Mart 2024’ten itibaren
🕛 Ziyaret Saati: 12:00 – 16:00
📍 Yer: Barbaros Mah. Fesleğen Sok. No:1/C Ağaoğlu My Office İş Merkezi 3B Ataşehir (Biruni Laboratuvarı Ataşehir-1 Şubesi)
👶 Yaş: Tüm yaş gruplarına açık, uygulamalı alanlar 6 yaş ve üzeri çocuklara yönelik
💸 Ücret: Sergimiz randevu alınarak ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir.
📞 Bilgi ve randevu için: 0850 241 77 88
Çocuklarınızı eğlenceli ve eğitici bir bilim yolculuğuna davet ediyoruz.
#BiruniLaboratuvarı #GörüneninÖtesiSergisi
Adrenal Stres
/in POPÜLER BÜLTENLERAdrenal Stres , vücudun fiziksel ve psikolojik stres ile başa çıkma durumunun değerlendirilmesidir.
Kortizol, metabolizmanın birçok basamağında, özellikle protein, karbonhidrat ve yağ metabolizmasında rol alan, vücudun fiziksel ve psikolojik stres faktörlerine yanıt veren, inflamasyonu, kan şekerini ve kan basıncını kontrol eden, sinir sistemi, beyin fonksiyonları ve bağışıklık sistemi için önemli bir katabolizan hormondur.
DHEA ise kortizol ile birlikte çalışan ve protein, karbonhidrat ve yağların metabolizmasında rol oynayan, kan şekeri, kan basıncı, immün fonksiyon, kilo kontrolü ve hormon üretiminde önemli rol oynayan anabolizan bir hormondur. Bu iki hormonun dengede olması sağlık açısından önemlidir; hormonlardan birinin azlığı veya fazlalığı çeşitli hastalıklara neden olabilir.
Sağlıklı kişilerde, kortizol seviyeleri sabah pik yapar ve gün içinde azalarak saat 14.00-15.00 arasında en düşük seviyelerine iner, bu durum diurnal patern olarak adlandırılır. Kortizol düzeyleri sabah uyanmaya yakın artmaya başlar ve uyandıktan yaklaşık 30-45 dakika sonra hızlı bir pik yaparak ortalama kortizol artışının %50’sine ulaşır, bu durum Kortizol Uyanma Yanıtı (Cortisol Awakening Response – CAR) olarak tanımlanır. İnsomnia, uyku bozuklukları, hafıza kaybı, beyin sisi, konfüzyon, depresyon, anksiyete, yüksek kan şekeri, artmış insülin, tatlı yeme isteği, kilo alma (özellikle santral), yorgunluk, gastrointestinal disfonksiyon, sempatik yanıtın uzamasına bağlı yetersiz sindirim ve emilim, irritabilite, gece terlemeleri, hipertansiyon, bozulmuş immünite, düşük DHEA, progesteron, östrojen, testosteron (“kortizol kaçışı”, “pregnenolon kaçışı”) ve osteopeni/osteoporoz bu aksın disfonksiyonu nedeniyle ortaya çıkabilir.
Sistemik enfeksiyonlar, uykusuzluk gibi akut stres yaratan durumlar, alkolizm, hormon replasman tedavisi (HRT), oral kontraseptif kullanımı ve gebelik (artmış östrojen düzeyleri kortizol bağlayıcı globülin artışına neden olur), bazı ilaçlar (kortizon, antikonvülzanlar, amfetaminler), 5-HTP takviyesi tükürük kortizolünde artışa neden olabilir. Cushing sendromu, aşırı kafein tüketimi, hipertiroidizm ve örnek toplanmadan önce egzersiz yapılması HPA aksında disfonksiyona neden olabilir. Hipotalamopituitoadrenal (HPA) aks homeostazını bozan birçok hastalıkta kortizol paternleri bozulur. Depresyon, demans, post-travmatik stres bozukluğu (PTSB), kronik yorgunluk sendromu, diabetes mellitus, alkolizm, visseral adipozite, polikistik over, akut hastalıklar, sistemik hastalıklar ve multipl organ yetmezliği en belirgin örneklerdir.
Biruni Sağlıklı Yaşam Uzmanı
Biruni Sağlıklı Yaşam Laboratuvarı Danışmanı ve Klinik Biyokimya Uzmanı Dr. Süreyya Şahinoğlu, Adrenal Stres Profili’nin neleri analiz ettiğini ve bunun sağlığımız için önemini anlatıyor.
İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası
/in HaberlerSağlığımız için iyot neden gereklidir?
○ Bağışıklık sisteminin düzgün çalışması
○ Metabolizma ve kilo dengesi
○ Çocuklarda beyin gelişimi
○ Tiroid hormonlarının fonksiyonu
○ Üreme fonksiyonları
İdrarda İyot Testi ile iyot düzeyi ölçülerek uygun beslenme ve takviyelerle iyot eksikliği önlenebilir.
1-7 Haziran İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası
#BiruniLaboratuvarı #TıbbiTahlilLaboratuvarı #İyotYetersizliği #İyot
Geçirgen Bağırsak
/in POPÜLER BÜLTENLER25 Mayıs Dünya Tiroid Günü
/in HaberlerTiroid bezinin hastalıkları tiroid hormonlarının üretim bozukluklarına yol açar.
Bu da birçok bedensel fonksiyonun bozulmasına neden olur.
Tiroid bezi fonksiyon bozuklukları belli hormon testleri ile tespit edilebilir.
(T4, FT4, T3, FT3, TSH)
Fonksiyon bozukluğuna sebep olan etkenlerin saptanması için başka testler gerekir;
Örneğin, hayli yaygın olan Hashimato tiroiditi için
· Anti-Tg
· Anti-TPO
düzeyleri ölçülür.
25 Mayıs Dünya Tiroid Günü
#birunilaboratuvarı #tıbbitahlillaboratuvarı #tiroid